1. Fon Tasfiyesi Nedir?
Bir yatırım fonunun tasfiyesi, fondaki varlıkların nakde çevrilerek elde edilen gelirlerin katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılması ve bu surette fonun sona erdirilmesidir. Fonların tasfiyesi sürecinde esas alınacak mevzuat ise başlıca şu şekildedir:
- III-52.1 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (“Tebliğ”)
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (“SPK K.”)
- Fona İlişkin İzahname
Anılan düzenlemeler uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlardaki malvarlıkları piyasadaki değerlerine göre satılıp paraya çevrildikten ve giderler düşüldükten sonra fon sahiplerine payları oranında dağıtım yapılması kısaca fon tasfiyesidir.
Buna ilaveten, detaylarına aşağıda yer verilecek olan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi ile özetle mevzuatımızda şimdiye kadar var olan tasfiye usulünden farklı ve salt mevcut fon krizinde uygulanması öngörülen yeni bir tasfiye usulünün de ihdas edilmesi ihtimal dahilindedir.
2. Fon Tasfiyesi Sürecinin Özeti
Sermaye Piyasası Kurumu (“SPK”), yatırım fonlarında kriz sürecinde çeşitli fonlar tarafından temerrüt durumuna düşüldüğünün açıklanması sonrasında tasfiye sürecine başlandığını açıklamıştır.
- SPK tarafından 17.09.2026 tarihli ve 2026/71 sayılı Bülten yayınlanmış olup 09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Karar kapsamında tasfiye usulü hakkında ilk adım atılmıştır. Anılan karar ile tasfiye kapsamındaki fonlar belirlenmiştir.
- Tasfiye süreci ilk başta 3 ay olarak belirlenmiştir. Ancak daha sonrasında yayınlanan 2026/62 sayılı Bülten kapsamında bu süre, 6 aya çıkarılmıştır.
- SPK’nın 17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kararı ve SPK’nın 17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kararı ile tasfiye sürecinin ne şekilde gerçekleştirileceği hakkında detaylı açıklamalar yapılmıştır.
- SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteni’nde yer alan 09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kararı ve SPK’nın 28.09.2026 tarihli Tasfiye Süresine İlişkin Basın Duyurusu ile 16.09.2026 ile 17.09.2026 tarihinde verilen emirler yönünden tasfiyenin kapsamı belirlenmiştir. Tasfiyenin kapsamına dair detaylara ise aşağıda yer verilmiştir.
3. Fon Tasfiyesinde Uygulanacak Usul
Fon tasfiyesi sürecinde uygulanacak usul en temelde; Tebliğ, SPK K. ve tasfiye edilecek fona ilişkin izahnamede düzenlenmektedir. Hal böyle olmakla beraber SPK’nın konuya ilişkin açıklamaları ve kararları da önem arz etmektedir. Bu itibarla öncelikle SPK’nın konuya ilişkin açıklamalarına değinilecektir.
3.1. SPK’nın Fon Tasfiyesi Usulü Hakkındaki Açıklamaları
- SPK tarafından 17.09.2026 tarihli ve 2026/71 sayılı Bülten yayınlanmış olup 09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Karar kapsamında tasfiye usulü hakkında ilk adım atılmıştır. Anılan karar kapsamında; Tera Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak T. İş Bankası AŞ’nin; A1 Capital Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, Bulls Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak ise T.C. Ziraat Bankası AŞ’nin görevlendirilmesine ve ilgili bankaların bu fonların tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmelerine karar verilmiştir.
- SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteni’nde yer alan 17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kararına göre; ihbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13.30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları tasfiye kapsamında alınmıştır.
- Hal böyle olmakla beraber, 17.09.2026 tarihinde saat 13.30’dan önce veya sonrasında talimat verilmesine yönelik SPK tarafından 2026/61 sayılı Bülten’de yapılan ayrım, SPK’nın 28.09.2026 tarihli Tasfiye Süresine İlişkin Basın Duyurusu ile esasen kaldırılmıştır.
- SPK söz konusu basın duyurusunda özetle; 16.09.2026 tarihi saat 13.30 sonrası ve 17.09.2026 tarihi saat 13.30 öncesi talimatlar aynı fiyat valörüne tabi olduğundan ve 17.09.2026 tarihinde ilgili fonlar TEFAS platformunda işleme kapatıldığından, anılan fonlar için 17.09.2026 tarihinde verilen tüm talimatların TEFAS tarafından iptal edildiğini vurgulamıştır.
- Sonuç olarak 16.09.2026 ile 17.09.2026 tarihinde verilen fon satış talimatları işleme alınmamış ve iptal edilmiştir.
- Tasfiye süreci ilk başta 3 ay olarak belirlenmiştir. Ancak daha sonrasında yayınlanan 2026/62 sayılı Bülten kapsamında bu süre, 6 aya çıkarılmıştır.
- SPK’nın 17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kararı ile tasfiye sürecinin şu şekilde gerçekleştirileceği bildirilmiştir:
- Merkezi Kayıt Kuruluşu (“MKK”) ile bankalar arasında katılma payı ve bireysel saklama hesabı mutabakatının iki iş günü içinde yapılacağı belirtilmiştir.
- Daha sonrasında ise fonların borç ve alacaklarına ilişkin mutabakatı en geç on iş gününde tamamlanacaktır. Söz konusu mutabakat, tasfiye sürecinden sorumlu bankalar ile aracı kuruluşlar veya Takasbank arasında yapılacaktır.
- Mutabakat yapılmasından sonra fonların nakde dönüştürülmesi aşamasına geçilecektir.
- Nakde dönüştürme; fon portföyünde yer alan finansal varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatları ile yapılacaktır.
- Fon portföyünde yer alan ve belirli bir vadesi olan para piyasası araç/işlemler (ters repo, borsa para piyasası, vadeli mevduat, katılma hesabı, taahhütlü işlemler, borsa dışı türev araç işlemleri vb.) karşılığı vade sonunda fona aktarılan nakit ile diğer finansal varlıkların satışından elde edilen nakdin, banka tarafından fona ilişkin belirlenen ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilmesi de mümkündür.
- Nakde çevrilen fonlardan elde edilen tutarlar, fon sahiplerine katılma payı oranında dağıtılacaktır.
- Anılan süreç, azami olarak 6 aylık sürede sona erecektir.
- Ayrıca SPK tarafından yayınlanan 09.2026 tarihli ve 2026/67 sayılı Bülten’de yer alan 30.09.2026 tarih ve 64/1775 sayılı Karar ile Tera Portföy Yönetimi A.Ş., Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., Atlas Portföy Yönetimi A.Ş. ve Hedef Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu fonların tasfiye sürecine ilişkin genel esaslara ek bir tasfiye usulü belirlendiği ve fonlar için mutabakat işlemleri tamamlanmış olan tüm katılma payı sahiplerine, tasfiye neticesinde hak kazanacakları nihai tutardan mahsup edilmek üzere ivedilikle bir ara ödeme yapılacağı bildirilmiştir.
- İlgili mutabakat sonuçları kapsamında Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. tarafından her bir hak sahibi için belirlenecek net yatırım tutarları esas alınacaktır. Her bir yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere ödenecek ara ödeme tutarı 1 milyon TL’yi aşmayacaktır. Bu kapsamda, net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılar için bu tutar, 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılacaktır.
- Getirilen bu ek tasfiye usulünün, öncelikli olarak para piyasası fonlarından başlamak üzere tatbik edilmesine karar verilmiştir.
- Son olarak SPK tarafından yayınlanan 09.2026 tarihli ve 2026/67 sayılı Bülten’de yer alan 30.09.2026 tarih ve 64/1770 sayılı Karar uyarınca; A1 Capital Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Portföy Yönetimi A.Ş. ve Pardus Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu fonlar yönünden tasfiye süreci; ünvanında “para piyasası” ibaresi bulunan yatırım fonlarından başlanmak suretiyle, yatırımcı sayısı en fazla olandan en aza doğru sıralanan fonlar nezdinde yürütülecektir.
3.2. Konuyu Düzenleyen Mevzuat
SPK K. m. 53 fonların tasfiyesi yönünden geçerli olan fon ayrılığı ilkesini düzenlemektedir. Anılan madde şu şekildedir:
“Fon mal varlığının ayrılığı
MADDE 53 – (1) Fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığından ayrıdır.
(2) Fon mal varlığı, fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Fon mal varlığı portföy yönetim şirketinin ve portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşun yönetiminin veya denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi hâlinde dahi başka bir amaçla tasarruf edilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.
(3) Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.”
Görüleceği üzere SPK K. fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığı ayrımlarını sıkı bir şekilde yapmış ve bir fonun tasfiyesi halinde, sadece katılma payı sahiplerine ödeme yapılacağını düzenlemektedir. SPK tarafından yapılan açıklamalarda ise ödemenin, katılma payı oranında yapılacağı belirtilmiştir. Görüleceği üzere SPK K.’da veya SPK’nın ikincil düzenlemelerinde tasfiye esnasında fonların hangi bedel üzerinden nakde çevrileceği yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yine Tebliğ m. 28/2 hükmü de fonların tasfiyesi usulünü düzenlemektedir ve anılan madde şu şekildedir:
“(2) Fon mal varlığı, içtüzük ve izahnamede yer alan ilkelere göre tasfiye edilir ve tasfiye bakiyesi katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılır. Tasfiye durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. Fesih ihbarından sonra yeni katılma payı ihraç edilemez. Tasfiye anından itibaren hiçbir katılma payı ihraç edilemez ve geri alınamaz.”
Görüleceği üzere fonların tasfiyesinde esas alınacak temel yöntem; çerçeve olarak düzenlenmiş ve tasfiye usulünün fonların izahnamesinde belirlenmesi usulü seçilmiştir. Hal böyle olmakla beraber, tasfiye sürecine giren fonlar yönünden izahnamelerde ayrı bir tasfiye usulü belirlenmemiştir. Bu itibarla tasfiye süreci; fonların önce nakde çevrilmesi, sonra giderlerin düşülmesi en nihayetinde ise fon sahiplerine, fonlara katılım payları oranında ödeme yapılması şeklinde ilerleyecektir.
3.3 Tasfiye Usulüne İlişkin Yeni Kanun Teklifinin İncelenmesi
Yukarıda yer alan düzenlemelere ilaveten salt mevcut fon krizinde uygulanması hedeflenen yeni bir tasfiye usulünü düzenleyen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi (“Kanun Teklifi”), TBMM’ye 09.10.2026 tarihinde sunulmuş olup 16.10.2026 tarihinde Komisyon’dan geçmiştir. Kanun Teklifi, önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’na gelecektir.
Kanun Teklifi incelendiği zaman temel amacın ve yapılması hedeflenen değişikliklerin özeti şu şekildedir:
- Fon varlıklarının gerçek ekonomik değerlerinin tespiti, fon pay sahipliğinin güvenilir kayıtlar üzerinden belirlenmesi, mevcut varlıkların mümkün olan en yüksek ekonomik değerle nakde çevrilmesi, fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve tasfiye sonunda karşılanamayan tutarların sorumlulardan tahsili süreçlerinin birlikte yürütülmesini gerektirmektedir. Bu itibarla kanun koyucu, mevcut fon tasfiye usulünün yeterli olmayacağına kanaat getirmiştir.
- Kanun teklifi ile olağan bir tasfiye usulü dışında hukuki yollarla geri kazanılabilen değerlerin de fon pay sahiplerine ödenmesi öngörülmektedir. Söz gelimi, ceza soruşturması kapsamında el konulan veya müsadere edilen malvarlığı değerlerinin yatırımcılara iadesi bu yöntemlerden biridir.
- Buna ilaveten söz konusu Kanun Teklifi’nin, sadece mevcut fon krizine özel bir bir tasfiye usulü getirdiğinin, genel ve yeni bir tasfiye usulü de getirmediği vurgulanmıştır.
- Kanun Teklifi’nin temel yaklaşımının öncelikle her fonun kendi malvarlığının ve gerçek fon pay sahiplerinin tespit edilmesi, fon varlıklarının yatırımcıların ortak menfaati gözetilerek ekonomik değer kaybına yol açmaması hedeflenerek tasfiye edilmesi ve elde edilen nakdin fon pay sahiplerine adil biçimde dağıtılması olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla Kanun Teklifi’nde, piyasa fiyatının gerçek değeri yansıtmadığı veya olağan satış yöntemlerinin tasfiyeyi geciktirdiği durumlarda geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi, farklı fiyat marjı ve gerektiğinde Borsa dışı satış gibi yöntemlere karar verebilme imkanı tanınmıştır.
- Tasfiye esnasında bütün fon pay sahiplerine aynı anda ve oransal dağıtım esasıyla ödeme yapılmasına yeter düzeyde nakit elde edilemediği durumda, detaylarına aşağıda yer verilecek olan yatırımcıların fona fiilen koydukları ve fondan çektikleri tutarları esas alan “net yatırım tutarı” ölçütü ile tasfiye usulü benimsenmektedir.
- Kanun Teklifi’nde ayrıca, tasfiye tamamlanıncaya kadar ödeme alınamamasının önüne geçmek amacıyla 1.000.000 TL’lik ara ödeme yapılabilmesinin de önü açılmaktadır.
- Son olarak fonlarda yaşanan fiktif fiyat artışları ile fonların ulaştığı yüksek değerlere geri dönüşün sağlanabilmesi ve yatırımcıların zararlarının giderilebilmesi için fonun kurucusu ve/veya yöneticisi portföy yönetim şirketinin, bunun yeterli olmadığı durumda ise zarar veya kaybın oluşumunda sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilmesi öngörülmektedir.
Kanun Teklifi’nde yer alan maddelerin detayları ise şu şekildedir:
a) Kanun Teklifi’nin Amacı: Kanun Teklifi m. 1 ile Kanun Teklifi’nin amacı; tasfiyesine karar verilen fonların adil, şeffaf ve etkin biçimde tasfiye edilmesi, fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin geri kazanılması, fon kayıp veya zararının sorumlulardan tahsil edilmesi ve elde edilen değerlerin fon pay sahiplerine ulaştırılması olarak belirlenmiştir.
b) Tasfiyenin Yürütülmesine İlişkin Genel Esaslar ve Fon Pay Sahipliğinin Belirlenmesi: Kanun Teklifi m. 3 ile özetle tasfiyenin SPK’nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar olan bankalar tarafından yürütüleceği düzenlenmektedir. Aynı maddede, SPK’ya ve tasifyeyi yürüten kuruluşlara bazı yetki ve sorumluluklar da tanınmıştır.
- Tasfiyeyi Yürüten Kuruluşlarının Sorumluluğu: Kanun Teklifi m. 3/2 ile tasfiyeyi yürüten kuruluşlara; yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterme sorumluluğu yüklenmiştir.
- SPK’ya Tanınan Yetkiler: Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin SPK tarafından belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici farklı fiyat marjına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlere SPK tarafından karar verilebilir. SPK, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilir. Ayrıca borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına da SPK tarafından karar verilebilir.
c) Net Yatırım Tutarı, Ara Ödeme, İsteğe Bağlı İade ve Nihai Ödeme Kavramları: Kanun Teklifi m. 4 ile net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme kavramları belirlenmiştir. Söz konusu madde esasen yürürlükte olan mevzuat uyarınca tasfiyenin ne şekilde yapılacağına dair muallak durumu da ortadan kaldırmaktadır.
- Öncelikle Kanun Teklifi m. 4/1 ile tasfiyeye esas alınacak fon değeri belirlenmiştir. Buna göre yatırımcılara geri ödenmesi gereken meblağ kural olarak tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatıdır. Yani yatırımcılara ödenmesi hedeflenen meblağ bu şekilde belirlenecektir.
- Net Yatırım Tutarı Kavramı: Hal böyle olmakla beraber, fonların nakde çevrilip giderlerin düşülmesinden sonra kalan meblağın yukarıda belirtilen ödeme tutarını karşılamaması halinde Kanun Teklifi m. 4/1 ile farklı bir geri ödeme yöntemi belirlenmiştir. Buna göre ödenecek meblağ; fona fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanır. Bu şekilde yapılacak hesaplama, net yatırım tutarı olarak adlandırılmaktadır.
- Ara Ödeme: Kanun Teklifi m. 4/2 uyarınca; fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatının tutarı 1.000.000 Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1.000.000 Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1.000.000 Türk lirası ara ödeme yapılabilir.
- SPK’nın Ara Ödemelerde Değişiklik Yetkisi: Dağıtılabilir nakdin net yatırım tutarlarının ve/veya ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi halinde SPK; mevcut nakitten mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanması amacıyla, net yatırım tutan en düşük olan fon pay sahibinden başlanmak suretiyle ödeme yapılmasına ve/veya tüm fon pay sahipleri bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenerek bu tutara kadar ödeme yapılmasına karar vermeye yetkilidir.
- İsteğe Bağlı İade: Anılan kavram; SPK’nın 17.09.2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen fonlarda, gerçeğe aykırı olarak oluşan değerler üzerinden katılma paylarını fona tasfiye tarihine kadar iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, fona fiilen yaptıkları yatırım tutarı ile fonda kalınan süre dikkate alınarak, fon ünvanı esasıyla aynı yatırım stratejisi kategorisinde olduğu kabul edilen yatırım fonlarının yıllık ortalama getirisi baz alınmak suretiyle SPK tarafından belirlenecek yöntemle hesaplanan emsal getiri tutarının toplamını aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilir.
- Nihai Ödeme Kavramı: Anılan kavram fon sahiplerine, ödenecek nihai meblağı ifade etmektedir. Bu meblağın hesabında; fon pay sahibine tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir. Geri kazanım hesabı kavramı ise; Kanun Teklifi kapsamında tahsil ve/veya iade edilen veya SPK tarafından daha önceki tarihlerde açılan isteğe bağlı iade hesapları ile genel hisse iade hesaplarına aktarılan tutarların TMSF nezdinde, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı ve her bir fon için ayrı alt hesaplarda izlendiği özel hesabı ifade etmektedir.
d) Fon Malvarlığından Mevzuata Aykırı Çıkarılan Değerler ve Şahsi Sorumluluk: Kanun Teklifi m. 5 ile fon malvarlığından aykırı çıkarılan değerlerin tanımı yapılmakta ve söz konusu değer azalışından kaynaklı olarak kimlerin sorumluluğuna başvurulabileceğini, bu kişilerin sorumluluğunun kapsamı belirlenmektedir.
- Fon Malvarlığından Mevzuata Aykırı Çıkarılan Değerler Kavramı: Söz konusu kavram; fon malvarlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın; karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hakim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılmış değerleri ifade etmektedir. Bu şekilde hukuka aykırı olarak değer çıkarılması halinde fonun zarara veya kayba uğratılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
- Sorumlu Kişiler: Fonun zarara uğratılmasından öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumludur. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında sorumluluğu SPK tarafından belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumludur.
- Sorumluluğun Tespiti: Fonun zarara uğratıldığının tespiti halinde SPK tarafından tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçları dikkate alınarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarı, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişiler ve sorumlu oldukları tutarlar belirlenerek TMSF’ye bildirilecektir.
- TMSF’nin Takip ve Tahsil Yetkisi: SPK tarafından yapılacak bildirim sonrasında TMSF’nin, sorumluların malvarlığından geri kazanım amacıyla tahsil ve takip işlemleri başlatılacaktır. TMSF tarafından yapılacak tahsil ve takip işlemlerinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
e) Elkonulan ve Müsadere Edilen Malvarlığı Değerleri ve Geri Kazanım Hesabı: Kanun Teklifi m. 6 ile fonlarla ilgili yürütülen soruşturmalar kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) m. 128 uyarınca el konulan veya yargılama sonucunda müsaderesine malvarlıklarının yatırımcıların zararının giderilmesinde kullanılması, geri kazanım hesaplarına aktarılması, Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne (“YTM”) aktarılması usulleri düzenlenmektedir.
- Elkonulan Malvarlığı Değerlerinin Fonlara veya Geri Kazanım Hesabına Aktarılması: Kanun Teklifi m. 6/1 uyarınca; fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalar kapsamında CMK m. 128 kapsamında el koyma kararı verilebileceği düzenlenmektedir. Elkonulan malvarlığı değerleri arasında, fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları bulunması halinde bunlar, ilgili fona veya geri kazanım hesabına Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkemece iade edilir.
- TMSF’nin Kayyımlık Yetkisi: Kanun Teklifi m. 6/2 uyarınca; fona devredilemeyen malvarlıkları yönünden TMSF’nin kayyım olarak atanması mümkündür. TMSF kayyım olarak atandığı malvarlıklarını, satar veya tasfiye eder. Tasfiye ve satıştan elde edilecek tutarları, geri kazanım hesaplarında izlenecektir.
- Yargılama Sonucunda Müsadere Edilen Malvarlıklarının Fonlara veya Geri Kazanım Hesaplarına Aktarılması: Kanun Teklifi m. 6/3 uyarınca; yargılama sonucunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin, Hazineye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna; tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise geri kazanım hesabına aktarılmasına mahkemece karar verilir.
- Geri Kazanım Hesabına Aktarılan Tutarların Akıbeti ve Yatırımcılara İadesi: Geri kazanım hesabında bulunan tutarlar için ana kural, bu tutarların yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılmasıdır. Geri kazanım hesabında biriken tutarlar, yapılan zorunlu masraflar düşüldükten sonra TMSF tarafından tasfiye ile görevli kuruluşa; tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere YTM’ye aktarılır. Ödemeler YTM tarafından katılma payı sahipliği oranında yapılır.
Hazırlayan:
Av. Doğa Can Altınözlü