Uncategorized

Yargılamada Esasa Etkili İddiaların Tartışılmaması Gerekçeli Karar Hakkı İhlalidir

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığı’na devredilen hastanede çalışan personelin tabi olduğu unvan değişikline karşı açılan davada gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. AYM, tarafların esaslı iddialarının mahkemelerce karşılanmaması durumunda yargılamanın adil olmaktan çıktığına ve yeterli gerekçe standardının sağlanamadığına kanaat getirmiş ve bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlali olduğunu belirtmiştir. (AYM’nin 03.10.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2020/31007 Başvuru Numaralı ve 24.05.2023 tarihli kararı)

Somut olayda başvurucu, sağlık astsubay hazırlama okulundan mezun olmuş ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi (“GATA”) tarafından açılan, Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında verilen kursta protez ortez alanına ilişkin teorik ve pratik eğitimi almıştır. Aldığı eğitim sonrasında ise sertifika almaya hak kazanmış, ardından Ankara GATA bünyesinde tıbbi protez ortez teknikeri olarak göreve başlamıştır.

Başvurucunun görev yaptığı kuruluş, 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (“KHK”) 107. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığına (“Bakanlık”) devredilmiştir. Bunun üzerine başvurucunun tıbbi protez ortez teknikeri unvanı, sağlık memuru olarak belirlenmiştir.

Başvurucu 25.07.2018 tarihinde Bakanlığa idari başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, unvanının sağlık teknikeri olarak branşının ise protez ortez olarak düzeltilmesini talep etmiş ancak talebiyle Sağlık Bakanlığına başvurmuş ancak başvurusu Bakanlık tarafından, branş değişikliği talebine ilişkin alana ait diplomayı sunmadığı nedeniyle reddedilmiştir.

Bunun üzerine başvurucu, ret işleminin iptali istemiyle dava ikame etmiştir. Başvurucu davada, eğitimini tamamlayarak tıbbi protez ve ortez teknikeri görevini ifa etmeye başladığını belirtmiş ve başvurunun reddi işleminin iptalini talep etmiştir. İdare Mahkemesi davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi başvurucunun 1219 sayılı Kanun kapsamında protez ve ortez teknikeri ünvanına hak kazanmak için gerekli şartları taşımamasıdır. İstinaf başvurusunun da kesin olarak reddedilmesi üzerine başvurucu, bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu; çalıştığı kurum bünyesinde gerekli eğitimi tamamlayarak tıbbi protez ve ortez teknikeri görevini ifa etmeye başladığını, tamamladığı eğitime ilişkin kurs sertifikasını, tıbbi protez ve ortez teknikerliği kadro ve ünvanına atandığını gösterir hizmet belgesini ve bu ünvan ile Sağlık Bakanlığına devrolunduğunu gösterir görev yeri belgesini ilk derece ve istinaf mahkemelerine sunmuş olmasına karşın mahkemelerin bu hususta bir değerlendirme yapmaksızın gerekçesiz olarak davasını reddettiğini iddia etmiş ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

AYM, uyuşmazlığı adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiştir. AYM; öncelikle davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğunun gerekçeli karardan anlaşılması gerektiğini, incelemeyi yapan mercinin davayla doğrudan ilgili olan hususları ayrıca değerlendirerek makul bir gerekçe ile cevap vermesi gerektiğini belirtmiştir. İdare Mahkemesi kararında, sağlık memuru diplomasına sahip olan başvurucunun sağlık teknikeri ünvanı için gerekli eğitim şartlarını taşımadığı vurgulanmış ve dava reddedilmiştir. AYM’ye göre, İdare Mahkemesi’nin başvurucunun tamamladığı eğitimi neden yeterli görmediği hususunda bir açıklama yapması gerekirken bunun gereği yerine getirilmemiştir.

Bu tespiti yaptıktan sonra AYM, başvurucunun ortaya koyduğu iddiaya rağmen bu hususun tartışılmaması ve bir değerlendirme yapılmamasını yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olarak kabul etmiştir. Zira İdare Mahkemesi’nin kararında, sağlık teknikeri ünvanı alabilmesi için başvurucunun taşıması gereken eğitim şartları gösterilemediği gibi buna dair bir açıklamaya da yer verilmemiştir.

Sonuç olarak AYM, başvurucunun iddialarının istinaf merciince de karşılanmadığını göz önünde bulundurarak bu durumun yargılamayı bir bütün halinde adil olmaktan çıkardığını ifade etmiş ve başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözü

Stj. Av. Cevdet Emre Koçak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir