Uncategorized

İdari Yargıda Verilen Kararlara Karşı Temyiz Yoluna Başvuru İmkanını Karar Tarihindeki Temyiz Sınırına Göre Belirleyen Düzenleme İptal Edildi

Ankalex Logo EN-2

AYM, belli bir parasal limitin üzerindeki (2023 yılı için 581.000 TL) vergi davaları, iptal davaları ve tam yargı davalarının temyiz edilebileceğini öngören 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) m.46/I,b düzenlemesinin iptaline karar verdi. AYM, davanın açıldığı tarihte temyiz sınırının üzerinde kalan bir davanın, karar tarihi itibariyle güncellenen temyiz sınırından ötürü temyiz incelemesine kapalı olmasını mahkemeye erişim hakkı olarak kabul etti. (AYM’nin 13.10.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan E. 2023/36, K. 2023/142 sayılı 26.07.2023 tarihli kararı)

İtiraza konu (b) bendinin de yer aldığı İYUK’un 46. maddesi şu şekildedir:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

  1. a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları
  2. b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

AYM öncelikle iptal istemine konu hükmün anlam ve kapsamını belirlemiştir. İlgili hüküm gereğince, konusu belli bir miktar parayı aşan iptal davaları, tam yargı davaları ile vergi davaları için temyiz kanun yoluna başvurulabilmektedir. Bu tutar her sene yeniden değerleme oranında değişmektedir. 2023 yılı için bu sınır 581.000 TL şeklinde belirlenmiştir. Bu miktarın altındaki uyuşmazlıklar ise istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmektedir. Yerleşik yargı içtihatları uyarınca, bir kararın temyiz sınırın üzerinde olup olmadığı ise karar tarihi itibariyle tespit edilmektedir. Yani dava açıldığı tarihte temyiz sınırının üzerinde olan bir uyuşmazlık, karar tarihi itibariyle bu sınırın yükselmesinden dolayı temyiz sınırının altında kalabilmektedir.

Söz konusu hükmün iptali için yapılan itirazda ise şu gerekçelere yer verilmiştir:

  • Davanın açıldığı tarih ile uyuşmazlığın mahkemece ve sonrasında istinaf merciince karara bağlandığı süreçte, her yıl yeniden değerleme oranında güncellenerek arttırılan parasal tutar değişmektedir. Dolayısıyla davanın açıldığı tarihte temyiz yolu açık olan bir uyuşmazlığın, istinaf merciin karar verdiği tarih itibarıyla temyiz yolu kapalı hale gelebilmektedir. Bu durum da mahkemeye erişim hakkı ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
  • Buna ilaveten, aynı tarihte açıldığı halde diğerine göre daha erken sonuçlanmış olması nedeniyle davalardan biri temyize tabi iken diğer dava açısından temyiz yolunun kapalı olması durumu eşitlik ilkesinin ihlaline yol açmaktadır.
  • Bu gerekçelerden hareketle itiraz konusu kuralın, Anayasa’da düzenlenen eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

AYM’ye göre itiraz konusu kural, konusu 581.000 TL’nin üzerinde olan davalar hakkında bölge idare mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz incelemesine tabi tutulacağını öngörmektedir. Kural, söz konusu tutarın altında kalan davalara ilişkin olarak bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırmak suretiyle işin esası hakkında vermiş olduğu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamasına neden olmak suretiyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik bir sınırlama getirmektedir.

AYM, iptal talebine konu olan kuralı hukuki belirlilik ilkesi yönünden incelemiştir. AYM, temyize ilişkin parasal tutar konusunda; dava tarihindeki temyize ilişkin parasal tutarın mı yoksa istinaf tarihindeki parasal tutarın mı geçerli olduğu hususunun yeterince açık olmadığını ifade etmiştir.

Ardından söz konusu kuralı ölçülük ilkesi yönünden inceleyen AYM; söz konusu kuralın düzenlenme amacının Danıştay’ın iş yükünün azaltılması olsa da ilk kez istinaf mahkemesince davacı aleyhine bir hüküm kurulması durumunda, kural nedeniyle bu hükmün denetlenememesinin kişilere aşırı külfet yüklemekte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Danıştay’ın iş yükünün azaltılması amacı ile davacıların hükmün denetlenmesini talep etme haklarını kullanmadaki menfaatleri arasındaki dengenin davacılar aleyhine bozulmakta olduğu yönünde yorumda bulunmuştur. Bu itibarla AYM, söz konusu kuralın hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız bir sınırlama getirmekte olduğunun altını çizmiştir.

Buna ilaveten, dava açıldığı tarihte temyiz sınırının üzerinde olan bir davanın, yargılama süreçlerinin uzamasından dolayı karar tarihi itibariyle temyiz sınırı altında kalması da eleştiri konusu yapılmıştır. Bu itibarla, temyize tabi kararların belirlenmesine ilişkin parasal sınırın her yıl güncellenmesi ve buna göre bir kararın temyiz yoluna açık olup olmadığının belirlenmesi de objektif, açık ve öngörülebilir bir kural olarak değerlendirilmemiştir.

Sonuç olarak itiraz konusu kuralın adil yargılanma hakkına aykırı olduğuna hükmedilmiş ve iptaline karar verilmiştir. İptal kararının ise 13.10.2023 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Yani AYM; söz konusu iptal kararıyla birlikte yasama organına, yeni yapılacak düzenlemede istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeni karar vereceği durumlarda temyiz yolunun açık olması gerektiğini ve bu yönde bir düzenleme yapılması gerektiğini hususuna dikkat çekmiştir.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Cevdet Emre Koçak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir