Uncategorized

Kolluk Tutanakların Mutlak Surette Doğru Kabul Edilmesi Hak İhlalidir

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), alkolmetreyi üflemeyi reddeden başvurucuya uygulanan trafik cezasına konu yargılamada mahkemenin, kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanıması gerekçesiyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi. AYM kararında, idare tarafından düzenlenen ceza tutanaklarının içeriğinin aksi ispat edilene kadar doğru olduğu karinesinin, bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından bahisle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verildi. (03.102023 tarihli ve 32328 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 24.05.2023 tarihli ve 2020/34667 başvuru numaralı AYM kararı)

Karara konu somut olay şu şekildedir: Başvurucu, 27.02.2020 tarihinde rutin çevirmeler esnasında Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan kontrollerde kandaki alkol miktarını belirleyen cihazı kullanmayı kabul etmediği iddiasıyla 3.804 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun sürücü belgesine iki yıl süreyle el konulmuştur. Trafik idari para cezası tutağına (“tutanak”) göre olay, 27.02.2020 saat 01:10’da meydana gelmiştir. Başvurucu olaydan tam 36 dakika sonra hastaneye gitmiş ve alkol testi yaptırmıştır. Başvurucunun alkol testi negatif çıkmıştır.

Bunun üzerine başvurucu, idari para cezasına karşı Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine (“Hâkimlik”) itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde trafik denetimi sırasında polis ekiplerince alkol ölçüm cihazını üflemesinin istendiğini, bu cihaza üç kez üflemesine rağmen cihazın ölçüm yapamadığını, ölçüm cihazında bir hata olduğunu, aynı zamanda alkollü olmadığını görevlilere bildirmesine rağmen kendisine idari para cezası uygulandığını belirtmiştir. Hakimlik, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan tutanaktaki tespite karşı yeterli ve geçerli belge sunulmadığı gerekçesiyle cezanın hukuka uygun olduğunu belirtmiş ve itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, hâkimliğin verdiği itirazın reddi kararına itiraz etmiş, mahkemece söz konusu itiraz reddedilmiştir.

Bu karar üzerine başvurucu bireysel başvuru yoluna gitmiştir. Başvurucu başvurusunda; Hâkimliğin delilleri incelemeden, dosya üzerinden ve kolluk tutanağını mutlak doğru kabul ederek karar verdiğini iddia etmiş, aksi düşüncenin kabulünün silahların eşitliği ilkesini ihlal edeceğini ileri sürmüş; polis tutanağının aksini ortaya koyacak belgelerin ve kamera kayıtlarının Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığından yakınmıştır. Sonuç olarak Hâkimliğin kolluk tutanağıyla bağlı kalmasının ve bu şekilde ispat yükünün ters çevrilmesinin hukuk devleti ilkesini zedelediği ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

AYM uyuşmazlığı, masumiyet karinesi ışığında silahların eşitliği ilkesi kapsamında değerlendirmiştir. AYM, başvurucunun iddia ve itirazlarının dikkate alınmasının, bunların ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılanmasının, bu iddialara da yeterli ölçüde şans tanındığının ortaya koyulmasının mahkemelerden beklendiğini açıklamıştır. Bununla beraber AYM, idari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanları tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesi olmakla birlikte idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hâkimin değinilen karineyi uygulaması bu davanın açılmasını anlamsız hâle getireceğini hükme bağlamıştır. AYM, idare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olmasının, bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağını tespit etmiştir. Dolayısıyla bu durumun, silahların eşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama söz konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebileceğini belirtmiştir.

AYM somut olayda yaptığı denetim neticesinde başvurucunun, iddiaları yönünden hakimliğin herhangi bir değerlendirme yapmadığını belirtmiştir. Başvurucu; cihaza üç defa üflemesine rağmen cihazın ölçüm yapmadığını, alkol ölçüm cihazının bozuk ya da kalibrasyonunda sorun olabileceğini, cihaz ölçüm yapmayınca sinirleri bozulup gülmesi nedeniyle kolluk görevlilerince cihazı kullanmayı kabul etmediği yönünde tutanak tutulduğunu öne sürmüştür. Buna rağmen AYM, bu iddialarla ilgili hakimliğin herhangi bir denetim yapmadığını tespit etmiştir. AYM’ye göre bu durum yapmamasının esaslı bir eksikliktir. Ayrıca AYM, başvurucunun olay saatinden 36 dakika sonra hastanede yapılan alkol ölçümünde alkollü olmadığını da vurgulamış ve bunun, tutanağın içeriğinin gerçekliğine ve itibar edilebilirliğine gölge düşüreceğini de belirtmiştir. Tam da bu sebeple hâkimliğin açık yanıt vermesini gerektirecek mahiyette olan bu iddianın değerlendirilmemesi hak ihlali olarak kabul edilmiştir. Bu koşullarda hâkimliğin olayın gerçekleşme koşullarıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri dağıtması, tutanak düzenleyenleri ve varsa diğer olay tanıklarını dinlemesi, eğer temin edilebiliyorsa kamera kayıtlarını değerlendirmesi, alkol ölçüm cihazının sağlamlığı ve kalibrasyonu hakkında araştırma yapması gerekmekteyken bunun yerine getirilmediği de vurgulanmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında AYM, hâkimliğin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımının başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirdiğini ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürdüğünü tespit etmiştir. Sonuç olarak AYM, başvurucunun itirazının kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarak reddedilmesini silahların eşitliği ilkesinin ihlali olarak kabul etmiştir.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Gazi Barış Yıldırım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir