Uncategorized

Ceza Yargısında İstinaf Başvuru Süresini Kararın Tefhiminden İtibaren Başlatan CMK Hükmü İptal Edildi

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 273. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “… hükmün açıklanmasından itibaren … ” ibaresinin mahkemeye erişim hakkını sınırladığından bahisle iptaline karar verdi. İptal edilen hüküm en temelde, duruşmada kısa kararın açıklanmasından sonra istinaf kanun yoluna başvuru süresinin başlamasını öngörüyordu. Bu sebeple uygulamada, duruşmada kısa kararın açıklanmasından sonra süre tutum dilekçesi verilmekte ve gerekçeli kararın tebliği sonrasında gerekçeli istinaf başvurusu yapılmaktaydı. AYM, gerekçe içermeyen kısa karardan itibaren istinaf süresinin başlatılmasını mahkemeye erişim hakkının ihlali saydı ve iptaline karar verdi. (AYM’nin 24.10.2023 tarihli ve 32349 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 26.07.2023 tarihli ve E. 2022/144 K. 2023/137 sayılı kararı)

İtiraza konu kural şu şekildedir:

Madde 273 (1) istinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır, beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime onay/attırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.

Karara konu somut olayda sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz başvurusunda bulunmuştur. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme; kanun yollarına etkili başvurunun mahkemeye erişim hakkı bağlamında adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olduğu, kanun yollarına etkili başvurunun ise ancak gerekçelendirilmiş bir hükme karşı yapılabileceğini belirtmiştir. Bu itibarla itiraz konusu kuralda; duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrasının gerekçesinin ana hatlarıyla sözlü olarak açıklanmasının öngörüldüğü, hükmün gerekçesinin ana hatlarıyla ne surette açıklandığının içerik ve nitelik bakımından mahkemelerin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde verilen gerekçesiz kararın tefhiminden itibaren kanun yoluna başvurusu süresinin başlatılmasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğu öne sürülmüştür.

AYM, itiraz konusu kuralı mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkı ve bu bağlamda gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir. AYM, itiraz konusu kuralın istinaf kanun yoluna başvuru süresinin hükmün açıklanmasından itibaren, başka bir ifadeyle tefhimden itibaren başlamasını öngördüğünü, kanun yoluna başvuru süresinin hükmün tefhimiyle başlaması mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Kanun yoluna başvuru süresinin tefhimden başlatılması yazılı gerekçe henüz tebliğ edilmeden kişiyi savunma yapmaya zorladığından savunma için gerekli kolaylıklardan yararlanma hakkını da etkilemektedir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı kapsamındaki incelemenin savunma için gerekli kolaylıklardan yararlanma hakkı ışığında yapılması gerekir.

AYM, hükmün gerekçesiyle birlikte açıklanmadığı sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği durumlarda hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için duruşmada hazır olan taraflarca süre tutum dilekçesin verilme imkanı olduğunu hatırlatmıştır. Buna rağmen, gerekçeli kararın duruşmada hazır olanlardan yalnızca bu dilekçeyi veren taraflara tebliğ edildiği ve bu durumda tarafın yeniden istinaf dilekçesi hazırlamak veya gerekçenin yerinde olduğunu düşündüğünde kanun yolu başvurusundan feragat dilekçesi vermek mecburiyetinde bulunduğu vurgulanmıştır. Buradan hareketle, mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve kişilerin mahkemeye erişim hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantının kurulamadığı tespit edilmiştir.

Ayrıca, gerekçe içermeyen kısa kararın tefhiminden itibaren kanun yoluna başvuru süresinin başlatılması halinde hükmün gerekçesini bilmeyen tarafın istinaf kanun yoluna başvuru hakkını gereği gibi kullanamayacağını da vurgulamıştır.

Sonuç olarak AYM, itiraz konusu kuralın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden bahisle iptaline karar vermiştir. Dolayısıyla, uygulamada karşılaşılan hükmün tefhiminden sonra istinaf kanun yoluna başvurulabilmesi için süre tutum dilekçesi sunma zorunluluğuna son vermiştir. Son olarak iptal kararının, Resmi Gazete’de yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Esin Gülbek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir