Uncategorized

6183 Sayılı Kanun’un Üçüncü Dereceye Kadar Kan Hısımları İle, Eşler ve İkinci Dereceye Kadar Sıhri Hısımlar Arasında Yapılan İvazlı Tasarrufları Bağışlama Sayan Hükmü İptal Edildi

Ankalex Logo EN-2

AYM, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun (“Kanun”) üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımları ile, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufları otomatik olarak bağışlama sayan hükmün iptaline karar verdi. AYM, söz konusu hükmün mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti. Söz konusu karar, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan tasarrufun iptali davaları bakımından büyük önem arz etmektedir. (AYM’nin 15.09.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan E. 2022/134, K. 2023/116 sayılı kararı)

İtiraza konu Kanun md. 28/1-I şu şekildedir:

“Bağışlama sayılan tasarruflar:

Madde 28 – Yirmi yedinci maddenin tatbikı bakımından aşağıdaki tasarruflar bağışlama hükmündedir:

  1. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlariyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
  2. Kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
  3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler.”

Söz konusu düzenleme ile aksi ileri sürülemeyen ve ispat edilemeyen kanuni bir karine kabul edilmiştir. Anılan hüküm ile anılan kişiler arasındaki tasarruflar, yine aynı Kanun’un 27. maddesine göre kamu alacaklarının korunmasını sağlamak amacıyla hükümsüz kılınabilmektedir.

Söz konusu hükümlerin iptali için yapılan başvuruda; mezkur düzenlemeyle öngörülen karinenin, tasarrufun kamu alacağının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla yapılıp yapılmadığı yönünde bir inceleme yapılmasına imkan tanımadığı, bu itibarla kamu yararı ve kişisel yarar arasındaki dengenin ölçüsüz bir şekilde bozulduğu belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

AYM, iptal talebine konu olan kuralı hak arama hürriyeti ve mülkiyet hakkı yönünden incelemiş ve şu tespitlerde bulunmuştur.

  • Kanuni karinenin aksi ileri sürülemediği ve ispat edilemediği için somut durumlar kanun hükmü kapsamında dikkate alınmamaktadır ve itiraz konusu yapılamamaktadır.
  • Bazı durumlarda tasarrufa konu malın değeri tam veya fazlasıyla ödenmiş olabilir.
  • Tasarruf, alacaklılarının da menfaatine yönelik olabileceği gibi alacaklılar da her durumda zarar görmeyebilir.

AYM, bu tespitlerden sonra taraflara bu ihtimaller hakkında iddia ve savunmada bulunma ve bu iddialarını ispatlamaya yönelik delil, bilgi ve belge sunma imkanı verilmediğinin de altını çizerek iptal talebine konu olan kuralı hak arama hürriyeti yönünden Anayasa’ya aykırı bulmuştur. Buna ilaveten AYM, kamu alacağının korunmasının aksi ispat edilebilir bir karineyle de mümkün olabileceğini de belirtmiş ve söz konusu amaca daha hafif bir sınırlamayla ulaşmanın da mümkün olup bu sınırlamanın tercih edilmesi gerektiğini de belirtmiştir.

Sonuç olarak AYM, iptal talebine konu olan kuralın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulamış ve Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına ve 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetine aykırı bularak iptaline karar vermiştir. Bununla birlikte söz konusu düzenlemenin iptali sonucu doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğü için bu fıkraya ilişkin iptal hükmünün kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Cevdet Emre Koçak