Uncategorized

Deprem Neticesinde Düzenlenen Hasar Tespit İşlemlerine Karşı Doğrudan Dava Açılamayacağını Düzenleyen Kural İptal Edildi

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’da (“7269 sayılı Kanun”) yer alan, afet sonrasında yapılan incelemenin ardından düzenlenen hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngören düzenlemenin iptaline karar verdi. AYM, hasar tespit raporlarının bu işlemlere bağlı tesis edilecek işlemler olan yıkım kararı, tahliye kararı veya hak sahipliğine ilişkin işlemlere dayanak teşkil eden bir işlem mahiyetinde olduğundan taşınmazın değerini etkileyen bir idari işleme karşı tek başına dava açılmasının önlenmesinin etkili başvuru hakkı ve mülkiyet hakkı ilkelerine aykırı olduğuna hükmetti. (AYM’nin 16.01.2024 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 30/11/2023 Tarihli ve E: 2023/134, K: 2023/209 Sayılı Kararı)

İptal konusu cümlenin bulunduğu 7269 sayılı Kanun m. 13/a-(6) numaralı bent şu şekildedir.

Yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir ve hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir. Gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmaları zorunludur.”

AYM öncelikle iptal istemine konu hükümlerin anlam ve kapsamını belirlemiştir. AYM’nin tanımına göre hasar tespiti; deprem, yangın, su baskını gibi afetlerin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesislerinin incelenerek afetin yapıya verdiği hasarın belirlenmesi ve yapının belirlenen hasar durumuna göre hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırılması işlemi olarak belirlenmiştir. AYM, hasar tespiti işleminin afet sonrasında 7269 sayılı Kanun uyarınca tesis edilecek olan yıkım kararı veya hak sahipliğine ilişkin işlemlerin yanı sıra hasar durumuna göre binaların tahliye edilmesine ilişkin işlemlere de dayanak teşkil eden bir işlem mahiyetinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca AYM, afetin meydana geldiği alandaki yapılara ilişkin söz konusu işlemlerin tesis edilebilmesi için hasar tespiti işlemlerinin tamamlanması gerektiğinin altını çizmiştir.

İptal istemine konu hüküm ise, düzenlenen hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini açıklamıştır. Vurgu yapılan asıl işlemler, yıkım, tahliye, güçlendirme işlemleri olarak örneklendirilebilir. Sonuç olarak, iptale konu hüküm ile afetlerin meydana geldiği yerde yapıların incelenerek afetin yapıya verdiği hasarın belirlenmesi ve yapının belirlenen hasar durumuna göre hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırılması işlemine karşı tek başına herhangi bir yargı yoluna başvurulamamaktadır.

Yukarıda yer verilen hükmün iptali istemiyle yapılan başvuruda ise özetle; taşınmazın afet sonrası durumunu gösteren hasar tespit işlemi yapıldıktan sonra taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı fiilen kısıtlanacağından bu işleme karşı doğrudan dava açılamamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir. Öte yandan kuralda hasar tespit işleminin niteliği bakımından bir ayrım yapılmadığı, bu çerçevede hasarsız ve az hasarlı yapılar yönünden yıkım ve hak sahipliği olan asıl işlemlerin tesis edilmesi çoğu zaman mümkün olmadığından bu yapılara ilişkin olarak asıl işlem tesis edilmesini beklemenin hukuki bir fayda sağlamayacağı, bu durumun mahkemeye erişim hakkını kullanılamaz hâle getirdiği açıklanmıştır. Hasar tespiti yapılmış, ancak idari başvuru süreci henüz tamamlanmamış taşınmazın artçı deprem gibi tekrarlanabilecek bir afetle daha büyük hasar görebileceği hususunun göz ardı edilemeyeceği vurgulanmıştır.

AYM uyuşmazlığı, Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesi ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 40. maddesi kapsamında değerlendirmiştir. AYM, 7269 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen hasar tespit raporlarının, sonradan tesis edilecek yıkım, tahliye ve hak sahipliği gibi işlemlere dayanak teşkil etmenin yanı sıra bu işlemlerden bağımsız olarak taşınmazın değerini etkileyebilecek nitelikte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Hasar tespit raporlarının hak ve yükümlülük getiren başka işlemlere dayanak teşkil ettiği ve taşınmazın değerini etkilediği gözetildiğinde yapıların hasar durumlarının raporlanması faaliyeti sırasında hukuka aykırı işlem tesis edildiğinin ilgililer tarafından ileri sürülmesi hâlinde bu işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti ve iptali için yetkili makama başvurma imkânının, diğer bir ifadeyle etkili başvuru hakkının sağlanmasının Anayasa’nın gereği olduğu hususunu vurgulamıştır.

AYM değerlendirmesinde, hasar tespit raporlarının sonradan tesis edilecek işlemlerden bağımsız olarak taşınmazın değerini de etkilediğini belirtmiştir. Mahkemece, sonrasında başka bir idari işlem tesis edilen hasar tespit raporlarının hukuka uygun olup olmadığının yargı mercileri önünde tartışılacağı söylenebilirse de tüm hasar tespit raporlarının sonradan bir idari işlem tesisine yol açmadığı tespit edilmiş ve idarenin işlem tesisinde gecikmesi de söz konusu olabileceği riskine değinmiştir. AYM tarafından Hasar durumundan kaynaklı olarak yapının ekonomik değerini etkileyecek, bir başka deyişle mülkün değerinin azalmasına yol açabilecek mahiyette olan hasar tespit raporlarının hukuka uygun olup olmadığının incelenmesine imkân sağlayan bir yargı yolunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak AYM, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında taşınmazın değerini etkileyen bir idari işleme karşı tek başına dava açılmasının önlenmesinin Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal ettiği kanaatine varmıştır. Böylece AYM, 7269 sayılı Kanun m. 13/a-(6) numaralı bentte yer alan “hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir” ibaresinin iptaline karar vermiştir.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Gazi Barış Yıldırım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir