31.08.2026
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu (“PPK”) m. 20/g bendinde özet itibariyle; lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) m. 359’da yer alan sahte belge düzenleme veya kullanma ile belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile ödeme kaydedici cihazlarda değişiklik yapılmasını düzenleyen VUK m. 359/ç hükmünde yer alan suçların işlendiğini bildirilmesi halinde bir takım idari tedbirlerin uygulanacağı düzenlenmektedir.
Bu yazımız kapsamında; PPK m. 20/g hükmü hakkında verilmiş AYM kararlarına, anılan kanun hükmünün zaman içerisindeki değişimine ve mevcut durumdaki uygulamaya dair açıklamalara yer vermekteyiz.
1. Düzenleme Hakkındaki AYM Kararları ve Düzenlemenin Zaman İçerisindeki Değişimi
1.1 – AYM’nin E. 2023/35, K. 2023/163 Sayılı Kararı
AYM’nin anılan kararından önce PPK m. 20/g hükmü şu şekilde düzenlenmekteydi:
“Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez.”
Görüleceği üzere anılan Kanun’un ilk halinde PPK kapsamındaki lisansa tabi faaliyetler kapsamında;
- Görüleceği üzere anılan Kanun’un ilk halinde PPK kapsamındaki lisansa tabi faaliyetler kapsamında;
- Sonrasında bu durumun Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (“Kurum”) bildirilmesi halinde Kurum’un, her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurma ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans vermeme yetkisi mevcuttu.
Anılan düzenleme, AYM’nin 14.11.2023 tarihli ve 32369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 28.09.2023 tarihli ve E. 2023/35, K. 2023/163 sayılı kararı ile incelenmiştir. Karar hakkındaki detaylı açıklamalarımıza erişmek için bağlantıyı kullanabilirsiniz.
AYM söz konusu kararında özetle; yargısal bir tedbir olmadan Kurum tarafından bu yönde bir tedbir uygulanmasını ölçüsüz olarak kabul etmiştir. Ayrıca, faaliyetin geçici olarak durdurulması işlemi, Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar devam edecektir. Bu bağlamda soruşturma veya kovuşturma aşamasında değişen şartlara göre anılan tedbirin gözden geçirilmesine yönelik bir güvence de olmadığı vurgulanmış ve yukarıda yer verilen altı çizili kısmın iptaline karar verilmiştir.
Kararın, yayım tarihinden 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
1.2 – AYM’nin İptal Kararından Sonra 7491 Sayılı Kanun ve 7546 Sayılı ile Yapılan Değişiklik ve AYM’nin Yeni Değişikliğe Bakış Açısı
AYM’nin yukarıda yer verilen iptal kararından sonra henüz 9 ay geçip karar yürürlüğe girmeden önce kanun koyucu, 28.12.2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7491 sayılı Kanun ve 32857 sayılı ve 30.03.2025 tarihli ve 7546 sayılı Kanun ile konuyu yeniden düzenlemiştir. 7491 sayılı Kanun ile yapılan ekleme aşağıda altı çizili olarak verilmiştir ve PPK m. 20/g hükmünün anılan düzenlemeden sonraki hali de aşağıda belirtilmiştir:
“Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içerisinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez.
Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi görevi bulunduğunun Kuruma bildirilmesiyle söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmemesi tedbiri Kurum tarafından uygulanır.
Bu tedbirin kaldırılıp kaldırılamayacağı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir değerlendirilir. Ancak bu tedbirin süresi Kuruma yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemez.”
Söz konusu değişiklik sonrasında AYM’nin 09.12.2025 tarihli ve 33102 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 22.07.2025 tarihli ve E. 2024/54, K. 2025/163 sayılı kararı ile yapılan değişiklik denetlenmiştir.
AYM kararında özetle; 7491 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin, bir önceki başlıkta yer verilen ve daha öncesinde AYM tarafından iptal edilen düzenleme ile benzer nitelikte olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca her ne kadar geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirileceği düzenlenmiş ise de başlatılan soruşturma ve kovuşturma aşamasında söz konusu faaliyetlere ilişkin olarak ceza soruşturması başlatılmasına neden olan tespitlerden farklı durumların ortaya çıkması hâlinde EPDK’ca otomatik olarak uygulanacak olan geçici durdurma tedbirinin değişen şartlara göre gözden geçirilmesini sağlayacak herhangi bir güvenceye yer verilmediği belirtilmiştir.
2. Mevcut Uygulama ve Güncel AYM Kararı
AYM’nin yukarıda yer verilen iptal kararları sonrasında 33297 sayılı ve 01.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7587 sayılı Kanun ile PPK m. 20/g hükmünün nihai hali şu şekilde olmuştur:
“Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiği ile ilgili vergi incelemesi görevi bulunduğunun Kuruma bildirilmesiyle söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesi tedbiri Kurum tarafından uygulanır. Bu tedbirin kaldırılıp kaldırılamayacağı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir değerlendirilir. Ancak bu tedbirin süresi Kuruma yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemez. Bu bent kapsamındaki suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin veya mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin yargı mercilerinden temin edilecek bilgilerle yahut sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesine kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez.”
Yukarıda yer verilen güncel düzenleme dikkate alınırsa uygulanacak tedbirler, tedbirlere karşı başvurulabilecek yollar, tedbirin sınırları ve şartları şu şekildedir:
- VUK m. 359’da yer alan sahte belge düzenleme, kullanma veya ödeme kaydedici cihazlar yönünden getirilen (ç) bendindeki suçlarının işlendiği ile ilgili ilgili vergi incelemesi görevi bulunduğunun Kuruma bildirilmesi gerekmektedir.
- 7587 sayılı Kanun ile yapılan en önemli değişiklik sonucunda artık Kurum’un, lisansa tabi tüm faaliyetleri geçici olarak durdurma yetkisi yoktur. Kurum’un sadece başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesi tedbiri uygulama imkanı vardır.
- Bu tedbirin kaldırılıp kaldırılamayacağı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir değerlendirilir. Ancak bu tedbirin süresi Kuruma yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemez.
- Ayrıca, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin veya mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin yargı mercilerinden temin edilecek bilgilerle yahut sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi halinde tedbir kaldırılır.
- Mevcut lisans sahiplerinin lisansı ise ancak kesinleşmiş mahkeme kararına göre iptal edilir.
Son olarak PPK m. 20/g hükmünün yukarıda yer verilen son haline ilişkin yakın tarihte verilmiş AYM kararı da bulunmaktadır. AYM’nin 14.05.2026 tarihli ve 33253 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan E. 2025/132, K. 2026/51 sayılı kararında, genel olarak PPK m. 20/g hükmünün Anayasa’ya aykırılığı incelenmiştir.
AYM anılan kararında, öncelikle tedbir uygulamasının vergi kaybının ve suç işlenmesinin önlenmesi amacını gözeterek gerekli olarak addetmiştir. Ayrıca, aynı tesiste başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesi tedbirinin kaldırılıp kaldırılamayacağı hususunun VDK Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir Kurum tarafından değerlendirilmesi yolu, AYM tarafından yeterli görülmüştür. Tedbirin üst sınırı olarak bir yıllık belirleme de AYM tarafından ölçülü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak düzenlemenin bir bütün olarak, kamu zararının önlenmesi yönündeki amaç ile teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlama arasındaki makul dengenin ortadan kaldırılmadığı sonucuna varılmış ve iptal istemi reddedilmiştir.
Hazırlayan:
Stj. Av. Erva Demirci
Av. Doğa Can Altınözlü