Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7589 sayılı Kanun”), Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
7589 sayılı Kanun henüz teklif aşamasında iken hazırlamış olduğumuz çalışmaya bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz.
7589 sayılı Kanun ile özellikle yargı alanında yaşanan güncel sorunların çözümünün amaçlandığı, Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) vermiş olduğu iptal kararları sonrasında mevzuatta oluşan boşlukların yeniden düzenlenmek istendiği görülmektedir. 7589 sayılı Kanun kapsamında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) başta olmak üzere pek çok alanda önemli değişiklikler yapılmıştır. Kanun değişikliğinin detaylarına aşağıda yer vermekteyiz.
1- Ortaklığın Giderilmesi Davalarının Sonunda Yapılacak Satış İşlemlerinde Usul Değişikliği Yapılmıştır
7589 sayılı Kanun m. 2 ile İİK m. 114’te yapılan değişiklikle birlikte, ortaklığın giderilmesi davası sonunda yapılacak ilk satış işlemlerindeki birinci açık artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacağı hüküm altına alınmaktadır. İhalede teklif verme bedeli malın kıymetinin tamamı üzerinden başlayacaktır. Mirasçılar arasında yapılacak ilk açık artırmada alıcı çıkmazsa ikinci açık artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık bir şekilde yapılacaktır.
Buna ilaveten yapılan değişiklikle birlikte, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin payı oranında teminat yatırmaktan muaf olmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmaktadır. Kanun koyucu bu sayede; uygulamada birçok soruna neden olan zaman zaman da teminat yatırmamanın sağladığı imtiyazdan yararlanarak fahiş oranda en yüksek teklifi sunmak suretiyle ihalenin kendisinde kalmasını sağlayan pay sahibinin sonradan ihale bedelini ödemeyerek ihalenin iptaline neden olmasının önüne geçmek istemektedir.
2- İdare ve Vergi Mahkemelerinde Tek Hakimle Çözülen Davaların Kapsamı Genişletilmiştir
Mevcut durumda 2026 yılı için 486.000 TL’yi geçmeyen iptal ve tam yargı davaları idare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle çözümlenmektedir. 7589 sayılı Kanun m. 4 ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun m. 7 hükmünde yapılan değişiklikle birlikte aşağıda sayılan davaların tek hakimle çözümlenmesi kabul edilmiştir:
– Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları,
– İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar,
– Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
– Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
– Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır.
3- Bölge İdare Mahkemelerinin Verebileceği Karar Türleri Yönünden Uygulamada Yaşanan Sorunları Çözmek Amacıyla Değişiklik Yapılmıştır
7589 sayılı Kanun m. 5 ile İYUK m. 45’te yapılan değişiklikle birlikte Bölge İdare Mahkemelerinin verebileceği karar türleri yönünden değişikliğe gidilmektedir. Yapılacak değişiklikle birlikte Bölge Adliye Mahkemelerinin verebileceği kararların aşağıdaki şekilde olması öngörülmektedir:
– Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda;
- Kararı hukuka uygun bulursa,
- Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek,
- Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak, istinaf başvurusunun reddine karar verir.
– Bölge idare mahkemesi;
- İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması,
- Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması,
- Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi,
- Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi,
- Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi,
- Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği halde yaptırılmadan karar verilmesi,
- Duruşma yapılması gerektiği halde duruşma yapılmadan karar verilmesi hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir.
Bu maddelerde sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecektir.
Yukarıda yer verilen madde ile yapılan değişiklikler bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır.
4- AYM’nin İptal Kararı Sonrasında Bölge İdare Mahkemelerinin Vereceği Kesin Kararlarda Değişikliğe Gidilmiştir
Bilindiği üzere AYM’nin E. 2024/189, K. 2025/83 sayılı kararı ile idari yargıda ilk derece mahkemesi kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda istinaf mahkemelerinin kararı kaldırarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurduğu ve kararın kesin olduğu hallerde, ilk elden verilen istinaf mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamasını Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Başka bir deyişle, bu kararlara karşı temyiz kanun yolunu kapatan İYUK m. 45/6 hükmünün, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali yönünden iptaline karar verilmişti. Karara dair detaylı açıklamalarımıza bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz.
AYM’nin iptal kararı sonrasında İYUK’ta oluşan boşluk, 7589 sayılı Kanun m. 6 ile doldurulmaktadır. Buna göre:
– Kural olarak bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz:
a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle görülen davalar.
b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
e) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.
5- AYM’nin Yasal Faiz Oranına İlişkin İptal Kararı Sonrasında Yasal Faiz Oranında Değişikliğe Gidilmiştir
AYM, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (“3095 sayılı Kanun”) m. 1’de yer alan ve faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşmeyle tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık yüzde on iki oranı üzerinden yapılacağına yönelik hüküm ile bu oranı Cumhurbaşkanı’nın belirlemesine imkan veren hükmü iptal etmişti.
AYM kararda özetle, hak edildiği halde alınamayan bir miktar paranın ödeneceği tarihe kadar geçen sürede hak sahibinin enflasyon etkisiyle makul olanın ötesinde bir ekonomik kaybının oluşabileceğini vurgulamıştır. İptal istemine konu kuralda ise, borcun geç ödenmesi halinde paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla gereken mekanizmaların öngörülmediğini belirten AYM, kuralın iptaline karar vermiştir. (AYM’nin 01.12.2025 tarihli ve 33094 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 22.07.2025 tarihli ve E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı kararı)
7589 sayılı Kanun m. 10 ile 3095 sayılı Kanun m. 1’de yapılacak değişiklikle birlikte, faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacağı ve söz konusu reeskont oranının, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için belirlenen oranın yüzde sekseninin geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.
Dolayısıyla 7589 sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayınlandığı 31.07.2026 tarihi itibariyle yasal faiz oranı %31 olarak uygulanacaktır.
6- Banka Hesabının Kullandırılması Halinde Dolandırıcılık Suçundan Verilen Cezanın Yarı Oranda İndirilmesi İmkanı Getirilmiştir
7589 sayılı Kanun 13 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (“TCK”) m. 158’e eklenen 4. madde ile dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek cezanın yarı oranda indirileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m. 157 ve m. 158’de yer alan dolandırıcılık suçları yönünden haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklar açısından eğer suça iştirakin sadece banka hesabının kullandırılması sınırlı olması halinde kanun yolu aşamasında bozma kararı verilerek dosyalar ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
7- AYM’nin Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerde Arama, Kopyalama ve El Koyma Yetkisine İlişkin İptal Kararı Sonrasında Yeniden Düzenleme Yapılmıştır
Bilindiği üzere AYM, CMK m. 134’te yer alan bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma yetkisini düzenleyen kuralın tamamının iptaline karar vermişti. AYM kararın özetle; söz konusu koruma tedbiri ile elde edilen kişisel verilerin saklanma şartlarına ilişkin güvencelerin maddede yer almadığını belirtmiş ve kuralın özel hayata saygı gösterilmesi hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiğinden bahisle iptaline karar verilmiştir. (AYM’nin 25.05.2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 12.02.2026 tarihli ve E. 2023/128, K. 2026/36 sayılı Kararı)
AYM’nin iptal kararından sonra 7589 sayılı Kanun m. 14 ile CMK m. 134 hükmü yeniden düzenlenmektedir. Maddeye eklenen fıkrayla, maddede düzenlenen bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirinin uygulanması sonucu elde edilen verilerin adli emanette saklanacağı ve korunması için gerekli tedbirlerin alınacağı kabul edilmektedir. Saklanan bu veriler ise kovuşturmaya yer olmadığı kararının veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren onbeş yıl sonuna kadar muhafaza edilecek ve bu sürenin sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanağa bağlanarak yok edilecektir. Ayrıca, onbeş yıllık süre içinde ilgili kişilere, verilerin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hakim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilme imkanı tanınmaktadır.
8- Çalışma Gücü Kaybından ve Destekten Yoksun Kalmadan Kaynaklanan Tazminatlar İçin Faiz Başlangıç Tarihleri Yönünden Düzenleme Yapılmıştır
7589 sayılı Kanun m. 18 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 55’e yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir. Eklenen fıkrayla beraber; çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi öngörülmektedir. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.
Anılan düzenleme, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
9- Belirsiz Alacak Davası Kaldırılmış, Kısmi Dava Açıldığı Hallerde Zamanaşımı Alacağın Tamamı İçin Kesilmektedir
7589 sayılı Kanun m. 19 ile HMK m. 107’de düzenlenen belirsiz alacak davası kaldırılmıştır.
Buna ilaveten 7589 sayılı Kanun m. 20 ile HMK m. 109’da yer alan kısmi dava düzenlemesine eklenen hükümle beraber, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar ıslah hakkı tanınmaktadır. Bu durumda zamanaşımının, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı düzenlenmektedir.
Kaldırılan belirsiz alacak davasına ilişkin HMK m. 107 hükmü, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
10- Hukuk Mahkemelerinde İki Celse Arasının En Fazla 3 Ay Olabileceği Düzenlenmektedir
7589 sayılı Kanun m. 21 ile HMK m. 147’ye eklenen hükümle beraber duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan daha uzun olamayacağı düzenlenmektedir. Ancak yine de işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hakim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.
11- Birleştirme Kararlarına Karşı Kanun Yolu Başvurularında Usul Değişikliğine Gidilmektedir
HMK m. 168 mevcut düzenlemede, verilen birleştirme kararlarına ancak hükümle beraber istinaf yoluna gidilebileceğini içermektedir. 7589 sayılı Kanun m. 23 ve 24 kapsamında yapılan değişiklikle beraber, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı müstakil olarak istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmektedir.
Buna ilaveten, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacağı düzenlenmektedir.
12- İstinaf Mahkemelerince Kaldırma Kararı Sonrası Yeniden Verilen Kararlar Yönünden Temyiz Hakkı Düzenlenmektedir
Bilindiği üzere AYM, HMK m. 362/1-a hükmünde düzenlenen ve miktar itibariyle parasal sınırın altında kalan bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenleyen kuralı, istinaf mercinin ilk defa vermiş olduğu kısmen veya tamamen kabul kararı yönünden iptal etmişti. AYM özetle, ilk derece mahkemesi kararını denetleyen istinaf mercinin ilk defa vermiş olduğu istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabulü yönündeki kararın temyiz denetiminden geçmemesini adil yargılanma hakkının ihlali saymış ve bu nedenle iptal etmiştir. (AYM’nin 21.05.2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 26.02.2026 tarihli ve E. 2026/49, K. 2026/48 sayılı Kararı)
AYM’nin anılan kararı sonrasında 7589 sayılı Kanun m. 25 ile HMK m. 362’ye eklenen hükümle beraber istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararlara karşı miktar veya değerin istinaf sınırının üzerinde olması halinde bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği açıkça düzenlenmektedir.
04.08.2026
Hazırlayan:
Av. Doğa Can Altınözlü