Uncategorized

Düğünden Önce Satın Alınan Mobilyaların Zamanında Teslim Edilmemesi Manevi Tazminat Sebebidir

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), Yargıtayın aynı dairesi tarafından aynı konuyu ele alan istikrar kazanmış emsal kararları olmasına rağmen önüne gelen bir uyuşmazlıkta hiçbir gerekçe göstermeksizin emsal kararların tam aksi yönde hüküm kurulmasının hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik açısından tehlike oluşturduğuna ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. AYM’nin 28.02.2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararında, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminata hükmedilmesine sebebiyet vermeyeceğine ancak sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarının ihlali durumunda manevi tazminata hükmedilebileceğine ilişkin yerleşik içtihatı bulunmasına rağmen başvuruya konu davada gerekçe göstermeden emsal kararlara aykırı bir hüküm kurmasının hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali olduğuna hükmetti. (AYM’nin 28.02.2024 tarihli ve 32474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.11.2023 tarihli ve 2019/22055 başvuru numaralı kararı).

Başvuruya konu olayda başvurucu, satın aldığı mobilyaların düğünden önce teslim edileceği taahhüt edilmesine rağmen taahhüt edilen tarihten yirmi altı gün sonra teslim edilmesi nedeniyle evliliğin ilk yirmi gününün mobilyasız geçirmek zorunda kaldıklarını, eşiyle ve eşinin ailesiyle huzursuzluk yaşadığını belirterek İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinde manevi tazminat davası açmıştır.

Açılan dava sonucunda Tüketici Mahkemesi başvurucunun bedelini peşin ödemek suretiyle satın aldığı mobilyaların sözleşmede belirlenen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle düğünden sonra teslimin sağlanması konusunda yaşadığı sıkıntıların, aile içindeki huzursuzlukları, duyduğu üzüntüyü, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını göz önünde bulundurarak davanın kabulüne ve başvurucu tarafa manevi tazminat ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Söz konusu karar davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesi hükmü uyarınca, sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, kişilik haklarının hukuka aykırı bir şekilde zarara uğraması gerektiği, kişilik haklarının zarara uğramadığı durumlarda, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilemeyeceği, somut olayda da bu koşulun sağlanmadığı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna karar vererek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

İlk derece mahkemesince bozma kararına uyularak manevi tazminatın reddine karar verilmiş ve bu karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz merciince onanan karar neticesinde başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 21.06.2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi önüne gelen uyuşmazlıkta, öncelikle Yargıtay 13. Hukuk Dairesince ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca aynı konuya ilişkin verilen kararları incelemiştir

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, bireysel başvuruya konu karardan önce 20.10.2014 tarihinde verdiği kararında davacının katılacağı tur nedeniyle yaptırdığı rezervasyonun vize alınamadığı gerekçesiyle son gün haber verilerek iptal edilmesi nedeniyle açtığı manevi tazminat davasında davacının kişilik haklarının hukuka aykırı olarak zarar gördüğünü ifade etmiş, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kusurlu eyleminin davacıda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi gözetilerek davacıya manevi tazminat verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20/10/2014 tarihli ve E.2014/15331, K.2014/32162 sayılı kararı) Yine aynı daire tarafından, bireysel başvuruya konu karardan yaklaşık yedi ay sonra aynı konuya ilişkin verdiği kararda düğün tarihinden önce teslim edilmesi gereken mobilyaların düğünden iki ay sonra teslim edilmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini gerektiğini kabul ederek mahkemece hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02/10/2018 tarihli ve E.2016/18595, K.2018/8877sayılı kararı)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmese de özel hal ve şartlarda kişilik haklarının zedelenmesi durumunda haksız fiilin neticelerini doğuracağını ve manevi tazminatı gerektirebileceğini, bu durumda 6098 sayılı Kanunda borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine dair bir hüküm olmadığından Kanun’un 114/2. fikrası ile haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık fiillerine de uygulanacağı, dolayısıyla olayda haksız fiile ilişkin 58. maddenin uygulanmasının gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/03/2022 tarihli ve E.2018/4-655, K.2022/413 sayılı kararı)

Söz konusu incelemelerden sonra AYM, sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişilik hakkının zedelenmesi iddiasıyla açılan manevi tazminat davalarında yerleşmiş içtihatların bulunmasına rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin emsal kararların aksi yönde karar verilmesinin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düştüğü gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de zedeleyebileceğini belirmiştir. Somut olay bağlamında da Yargıtay 13. Hukuk Dairesince emsal kararların aksi yönde karar verilmesinin başvurucu için öngörülemez nitelikte bir uygulama olduğuna ve yargılamanın hakkaniyetli olmadığına karar vermiştir.

Sonuç olarak AYM yerleşmiş içtihatların bulunmasına rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin uyuşmazlık konusu hakkında aksi yönde karar verilmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali olduğuna hükmetmiştir.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Aleyna Kutlu

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir