Uncategorized

İdare Mahkemelerince Manevi Tazminat Taleplerinin Genel ve Soyut Gerekçelerle Reddi Hak ihlalidir

Ankalex Logo EN-2

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen bir işleme istinaden açılan manevi tazminat davasında mahkeme tarafından başvurucunun uğradığını iddia ettiği zararların ikna edici şekilde değerlendirilmesi gerektiğini karara bağladı. Başvurucunun eczane açma talebinin reddi işlemine karşı açılan iptal davasındaki kabul kararı verilmiş ve buna müteakip manevi tazminat davası açılmıştır. Açılan manevi tazminat davasında İdare Mahkemesinin, idarenin işlemi tesis ederken zarar verme kastını taşımadığı, işlemin ağır hizmet kusuru taşımadığı gibi genel ve soyut gerekçeler ile manevi tazminat istemini reddetmesi başvurucunun maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlali olarak sayıldı. (AYM’nin 11.10.2023 tarihli ve 32336 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 08.06.2023 tarihli ve 2019/29020 başvuru numaralı kararı)

Karara konu somut olayda başvurucular, eczane açma talebinin muvazaa bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia etmişlerdir. Başvurucunun eczane açma talebinin muvazaalı olduğuna karar verilmesi ve akabinde başvurunun işlemden kaldırılması üzerine başvurucu, anılan işlemin iptal edilmesi için İzmir 3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi kararı ile söz konusu işlem iptal edilmiştir. Kararı gerekçesinde; muvazaanın bulunduğuna ilişkin iddiaların muvazaayı destekleyen bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı, başvurucunun konuyla ilgili olarak verdiği cevapların yeterli olduğu belirtilmiştir. Ayrıca mevzuat gereğince, açılan eczanenin denetimlerinin sıklıkla ve titizlikle yapılacağının ve eczacının yıl içinde görevi başında bulunmadığının üç kez tutanakla tespit edilmesi ya da muvazaaya ilişkin ispatlayıcı başka belgelerin bulunması durumunda ruhsatın iptal edilebileceğinin düzenlendiği de belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 15. Daire tarafından onanmıştır. İdarenin karar düzeltme talebi ise aynı dairenin kararıyla reddedilmiştir.

Başvurucu, eczane açma talebinin hukuka aykırı şekilde işlemden kaldırıldığının Mahkemece tespit edildiğini, zarara uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde işini yıllardır severek yaptığını ancak muvazaalı işlemin tarafı olduğu izlenimi verecek şekilde hakkında tasarrufta bulunulması nedeniyle manevi anlamda acizlik hissettiğini, onurunun kırıldığını ve hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen işlem nedeniyle gelirden mahrum kaldığını ileri sürmüştür. Ankara 12. İdare Mahkemesinin kararıyla manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş, fazlaya ilişkin manevi tazminat ile maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, idare kamu hizmetini yeterince sunamadığı için manevi zarar kabul edilebilir olduğunu, ayrıca, iptal edilen işlem nedeniyle eczacılık ruhsatı sadece belirli bir adrese verilebileceği ancak başka bir eczanenin aynı adreste açılması nedeniyle alternatif bir adreste eczane açma seçeneği olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla maddi bir zarar oluşmadığı, tazminini gerektiren somut verilerin bulunmaması, kar kaybı ihtimalinin gerçek ve kanıtlanmış bir zarar olarak kabul edilemeyeceği nedenleriyle maddi tazminat talebinin reddedildiği ifade edilmiştir.

Söz konusu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi kararıyla başvuru kabul edilmiş ve davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; somut olayda başvurucuya kasten zarar verme amacıyla tesis edilmiş ya da ağır hizmet kusuruyla sakat bir işlemin bulunduğuna ilişkin hukuken geçerli, objektif bilgi ve belgelerin olmadığı ve idarelerin hukuka aykırı bulunan her işlem için ilgililere manevi tazminat ödemekle yükümlü kılınamayacağı belirtilmiştir. Başvurucunun temyiz talebi de reddedilmiştir. Kesin karar üzerine  başvurucu, bireysel başvuruda bulunmuştur.

AYM, yaptığı değerlendirmede başvuruyu maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında incelenmiştir. AYM söz konusu hakkında, devletin pozitif yükümlülüğü ihlali önlemeyi ve gidermeyi temin edecek şekilde gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan idari veya yargısal süreçleri işletme, bu suretle yargısal ve idari makamların etkili ve adil bir karar vermelerini sağlama sorumluluğunu içerdiğini belirtmiştir. Söz konusu yükümlülük, idari ya da yargısal makamlarca ulaşılan sonuçların hakkın içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanmasını da gerekli kılmaktadır.

Somut olayda AYM başvurucunun eczacı olduğunu, uzun yıllar eczacılık mesleğinde faaliyette bulunduğu ve bu yönüyle çevresinde bilinip tanındığı dikkate alındığında kendisine isnat edilen eylemin şeref ve itibarını zedeleyebilecek nitelikte olduğu iddialarının dayanaksız olmadığını değerlendirmiştir. Dolayısıyla tesis edilen işlemden kaynaklı olarak bir zararın oluşması durumunda mahkemelerin ihlali gidermeyi temin edecek şekilde yargılama yürütmesi, ilgili ve yeterli gerekçelerle sonuca gitmesi beklenir. Muvazaanın tarafı olduğu hususunda eczacıya yöneltilecek isnadın mesleki ve sosyal çevrede itibarın yitirilmesine neden olabilecek şekilde ağır olduğu ve titizlikle elde edilen ikna edici delillerle bu isnadın desteklenmesi gerektiği açıktır. Bu durumda başvurucunun uğradığı manevi zarar giderilmeli ve inceleme konusu olan temel hakkın güvencelerini içeren bir yargılama yürütülmelidir.

Bu bağlamda AYM, başvuruya konu edilen tam yargı davası değerlendirildiğinde başvurucunun zarar gördüğünü iddia ettiği hususlarda ikna edici şekilde değerlendirme yapılmadığı ve iptal kararında değinildiği üzere muvazaalı bir durumun bulunup bulunmadığı konusunda alternatif yollar denenmeden doğrudan soyut gerekçelerle eczane açma talebinin muvazaalı olduğu sonucuna gidilmesi nedeniyle başvurucunun manevi varlığında oluşan olumsuz etkinin irdelenmediğini belirtmiştir. Ayrıca mahkeme tarafından, işlemin kasten zarar verme amacıyla tesis edilmediği ve ağır hizmet kusuru içermediği şeklinde genel ve soyut gerekçelerle manevi tazminat talebi yönünden tam yargı davasının reddine karar verilmesi zararın mevcut olması ve kaynağı konusunda dayanağı olan açık iddiaların karşılanmadığını ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak AYM, başvurucunun maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine kanaat getirdi.

Hazırlayanlar:

Av. Doğa Can Altınözlü

Stj. Av. Cevdet Emre Koçak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir