Uncategorized

Davacının “Davadan Vazgeçiyorum” Şeklindeki Beyanı Davadan Feragat Değil, Davanın Geri Alınması Niteliğindedir

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.08.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı kapsamında, davacının “davadan vazgeçiyorum” şeklindeki yazılı beyanı davadan feragat değil; davanın geri alınması olarak nitelendirildi. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.08.2023 tarihli ve 32280 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan E. 2023/2079, K. 2023/2747 sayılı kararı)

Davacı vekili dilekçesinde; tarafların paydaş maliki oldukları taşınmazın uzun yıllardır davalının tek başına kullandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı dalmak kaydıyla yıllık ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalı süresi içinde cevap vermemiştir. Yargılama esnasında İlk Derece Mahkemesi, davacı asilin 21.05.2021 tarihli dilekçesine dayanarak davadan feragat ettiğine karar vermiş ve davayı reddetmiştir. Davacı asilin 21.05.2021 tarihli dilekçesinde ise özetle “davadan vazgeçiyorum, taraflara durumun tebliğini talep ederim” ifadesine yer verilmiştir.

Adalet Bakanlığı (“Bakanlık”) kanun yararına temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bakanlık temyiz talebinde özetle, davacının 21.05.2021 tarihli dilekçesinde davadan vazgeçtiğini belirttiğini ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) kapsamında davadan vazgeçme kurumunun bulunmadığını vurgulamıştır. Bakanlık HMK’da sadece davanın geri alınması ve davadan feragat kurumlarının bulunduğunu hatırlatmış ve davacının 21.05.2021 tarihli dilekçesindeki beyanının davanın geri alınması mı yoksa feragat mi olduğunun netleştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eğer davacının talebinin geri alma olduğu tespit edilirse davalının buna muvafakatinin olup olmadığının sorulması ve nihai olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, davacının beyanının feragat niteliğinde olması halindeyse davanın reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Uyuşmazlığın esasını değerlendirmeye geçen Yargıtay, öncelikle feragat ve geri alma kurumlarını açıklamıştır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Feragatin kesin bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı da HMK’da yer almaktadır.

Davanın geri alınmasında ise davacı, davalının muvafakatı ile davayı geri alabilir. Davalının geri almaya dair rızası açık olmalıdır ve zımni muvafakat yeterli değildir. Davalı, davacının davayı geri almasına açık bir şekilde muvafakat ederse mahkemece, davanın esası hakkında karar verilmeyip geri alınma ve davalının da buna muvafakat etmesi nedeniyle davanın son bulduğunu belirtmekle yetinmelidir.

Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olayı değerlendiren Yargıtay, davacı asilin dilekçesinde açıkça davadan feragat beyanında bulunmayarak “davadan vazgeçiyorum, taraflara durumun tebliğini talep ederim” şeklinde talepte bulunduğunu ve bu dilekçenin karşı tarafa tebliğ edildiğini tespit etmiştir. Mahkeme ise bu dilekçeyi, davadan feragat olarak nitelemiş ve davanın feragat nedeniyle
reddine karar vermiştir.

Yargıtay tam bu noktada, ilk derece mahkemesinin nitelemesine katılmayarak davacı beyanının davanın geri alınması niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla davalının geri almaya dair muvafakati olup olmadığının sorulmadan davacı beyanının feragat olarak nitelendirilmesi kararın kanun yararına bozulmasına neden olmuştur.

 

Hazırlayanlar:
Av. Doğa Can Altınözü
Stj. Av. Esin Gülbek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir