Bülten

#60 Vergi Hukuku Gelişmeleri (23.09.2026 – 07.10.2026)

08.10.2026

Vergi Hukuku Mevzuatında Gelişmeler

  • Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından Engelliler İçin Vergi Rehberi ile İnfografikler yayınlandı. Yayınlanan rehber kapsamında;
    • Engellilik indiriminin kapsamı, başvurusu ve hangi raporların geçerli olduğu,
    • Engellilik indiriminden kimlerin yararlanabileceği,
    • Engellilik indirimi tutarlarının ne kadar olduğu,
    • Engellilik indiriminden yararlanmak için yapılması gerekenler,
    • Gümrük vergisinde sağlanan vergi avantajları,
    • Yurt içinden alınan taşıtlarda sağlanan özel tüketim vergisi avantajı,
    • Katma değer vergisinde sağlanan vergi avantajları,
    • Motorlu taşıtlar vergisinde sağlanan vergi avantajları
    • Emlak vergisinde sağlanan vergi avantajları konularında açıklamalara ve örneklere yer verilmiştir.
  • Vergi Denetim Kurulu (“VDK”) tarafından yapılan duyuru kapsamında Vergi İstihbarat Sistemi’nin (“VDK-VİS”) tüm vergi müfettişlerinin kullanımına açıldığı belirtilmiştir. VDK-VİS sayesinde, mükelleflere ilişkin mali bilgilerin yalnızca tablolar ve münferit işlemler üzerinden değil; ortaklık, yöneticilik, ticari işlem, finansal hareket ve diğer ekonomik bağlantılardan oluşan çok boyutlu ilişki ağları içerisinde analiz edilebilmesi sağlanmıştır. Böylece veriler arasındaki doğrudan bağlantıların yanında, klasik analiz yöntemleriyle görülmesi güç olan dolaylı ilişkiler ve karmaşık örüntüler de görünür hale getirilmektedir.
  • VDK tarafından yapılan duyuru kapsamında Yurtdışı Kazançlar Gözetim Programının başlatıldığı belirtilmiştir.
    • Program kapsamında başta CRS (Common Reporting Standard – Ortak Raporlama Standardı) ve CbCR (Country-by-Country Reporting – Ülke Bazlı Raporlama) verileri olmak üzere uluslararası bilgi değişimi yoluyla elde edilen bilgiler, mükelleflerin beyanları, yurtiçi veri kaynakları ve Risk Analiz Merkezi tarafından üretilen diğer analiz sonuçlarıyla birlikte değerlendirme yapılacak ve yüksek gelir ve servet profiline sahip mükelleflerin yurtdışı finansal varlıklarını, yatırımlarını, şirket ve ortaklık yapılarını ve yurtdışında elde ettikleri gelir ve kazançları takibe alınacaktır.
    • Bu sayede, yurtdışı gelir ve kazançları ile Türkiye’deki vergisel beyanları arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilen mükellefler gözetim kapsamına alınacaktır.
    • Gözetim kapsamına alınan mükelleflerimize Vergi Müfettişlikleri tarafından tebligatta bulunacak ve Risk Analiz Merkezi tarafından tespit edilen husus ve tutarlara ilişkin bilgi ve açıklama talep edilecektir.
    • Program sayesinde, uluslararası veri kaynaklarından elde edilen veriler ile mükelleflerin beyanları arasındaki farklılıkların nedenleri tespit edilecek, eksik veya hatalı beyanlar düzeltilecek ve gönüllü uyum düzeyi artırılacaktır.

 

Vergi Hukukunda Yargı Kararları

Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz yargı kararları aşağıda özetlenmiştir:

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (“VDDK”); davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali talepli davada, dava henüz derdest iken Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) m. 107/A’da düzenlenen elektronik tebligat düzenlemesinin iptaline ilişkin kararın derhal uygulanabileceğine hükmetti.
    • Karara konu somut olayda amme alacaklarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenmiş ve ödeme emirlerinin iptali talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının dava konusu ödeme emirlerinin davacının elektronik tebligat adresine 04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, buna karşılık yasal süresi içerisinde dava açılmadığını belirterek davanın süre aşımından reddine karar vermiştir.
    • Anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu da reddedilmiştir. Karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay 3. Dairesi ise istinaf kararının bozulmasına karar vermiştir. Danıştay özetle; elektronik tebligat adresine sahip mükelleflere elektronik ortamda yapılacak tebligatlarda, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:511) uyarınca tebligatın yapıldığını bildirir SMS veya e-posta gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı idarenin sunmuş olduğu evraklar arasında “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi Formu” bulunmadığını belirten Danıştay, vergi idaresinden anılan evrakın celp edilmesi gerektiğini ve daha sonrasında davacının SMS veya e-posta ile bilgilendirilme isteyip istemediğinin belirlenmesi gerektiğini ve yapılacak araştırmaya göre sonuca varılması gerektiğini belirtmiştir.
    • İstinaf mercinin Danıştay’ın bozma kararından sonra ilk kararında ısrar etmesi üzerine uyuşmazlık VDDK önüne gelmiştir.
    • VDDK ise konuya Danıştay’ın yukarıda yer verilen gerekçesinden tamamen farklı bir gerekçe ile yaklaşmıştır. VDDK, uyuşmazlığın davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği etrafında toplandığını belirtmiştir. Bunu değerlendirirken de VDDK; açılan dava henüz derdest iken AYM tarafından VUK m. 107/A’da düzenlenen ve vergi idaresine tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yönelik yetki veren hükmün iptaline ilişkin kararın göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir.
    • Hatırlanacağı üzere AYM’nin 03.04.2026 tarihli ve 33213 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 15.01.2026 tarihli ve E. 2025/94, K. 2026/11 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen ve vergi idaresine elektronik tebligat adresi hakkında düzenleme yapma yetkisi veren VUK m. 107/A hükmünün iptaline karar vermişti. Karar hakkında detaylı açıklamalarımıza bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz.
    • VDDK anılan AYM kararının etkisini değerlendirirken özetle; AYM’nin iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesinin kesinleşmiş işlemleri ve kazanılmış hakları korumayı amaçladığını vurgulamıştır. Buna karşılık, dava konusu olan uyuşmazlıklar henüz derdest iken verilen AYM kararlarının geriye yürümezliği ilkesinin katı olarak uygulanmaması gerekmektedir. Hakimin somut uyuşmazlıkta uygulanacak bir kuralın iptal edildiğini göz önüne alması gerekmektedir.
    • Sonuç olarak; sAYM’nin kararı ile iptal edilen VUK m. 107/A hükmünün ve anılan hükme dayalı olarak çıkarılan 456 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği’nin uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilerek davacı tarafından bildirilen öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi gerektiği ve işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir. (Danıştay VDDK’nın 22.04.2026 tarihli ve E. 2025/33, K. 2026/279 sayılı kararı)

 

Güncel Özelgeler

Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz güncel özelge hakkında aşağıda açıklamalara yer verilmiştir:

  • Elazığ Defterdarlığı tarafından verilen özelgede özetle; serbest muhasebeci mali müşavir babası ile aynı adreste faaliyet gösteren ve genç girişimci istisnasından faydalanan mali müşavirin, önceden babası ile çalışan mükelleflerin mali müşavirlik sözleşmelerini feshedip genç girişimci olan mali müşavir ile çalışmaya başlamaları halinde, genç girişimci mali müşavirin, bu mükelleflerden elde edilen gelirler yönünden genç girişimci istisnasından faydalanamayacağını, keza bu durumun genç girişimcilik istisnasının şartlarından birisi olan “faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması” şartının ihlali sayılacağı bildirilmiştir. (Elazığ Defterdarlığı’nın 02.11.2023 tarihli ve E-48816587-120-35808 sayılı Özelgesi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir