Uncategorized

İdari Yargıda Müdahil Yanında Katıldığı Tarafın İradesine Aykırı Olmamak Şartıyla Bağımsız Olarak Kanun Yoluna Başvurabilir

25.05.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu (“DİBK“) kararında, yanında katıldığı tarafın kanun yoluna başvurmaması halinde, asıl tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmamak kaydıyla müdahilin tek başına kanun yoluna başvurabileceğine karar verilmiştir. Buna ilaveten kararda, müdahilin kanun yoluna başvuru dilekçesinin yanında davaya katıldığı asıl tarafa da tebliğ edilmesini gerektiğine karar verilmiştir. (Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 25.05.2023 tarihli ve 32201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan E. 2021/4, K. 2023/1 sayılı kararı)

İçtihatları birleştirme kararına konu olan farklı yargı kararları, yanında katıldığı tarafın kanun yollarına başvurmaması halinde müdahilin tek başına kanun yoluna başvurup başvuramayacağı sorunu etrafında toplanmaktadır. Konuyla ilgili farklı yargı kararları ise şu şekildedir:

  • Bu konudaki ilk görüş, yanında katıldığı tarafın kanun yollarına başvurmaması halinde müdahilin tek başına kanun yoluna başvurabilmesine imkan tanımaktadır.
    • Danıştay 6. Dairesi’nin konuya ilişkin görüşü; müdahilin davanın sonucunda doğrudan etkileneceği durumlarda, davaya katıldığı taraftan bağımsız bir şekilde kanun yoluna başvuramamasının adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacağı ve dava konusunun müdahilin sahip olduğu bir hakka ilişkin olması durumunda müdahilin tek başına kanun yoluna başvurabileceği yönünde olmuştur.
  • Konuya dair ikinci görüş ise, yanında katıldığı tarafın kanun yollarına başvurmaması halinde müdahilin tek başına kanun yoluna başvuramayacağını kabul etmektedir.
    • Bu görüşe dayanak teşkil eden Danıştay 2. Dairesi’nin içtihadında; davanın taraflarından olmayan, dava sonucunda hakkında herhangi bir hüküm kurulmayan lakin yanında katıldığı tarafa yardımcı olabilen müdahilin tek başına kanun yoluna başvurmasını kabul edilemez bulmuştur. Buna ilaveten müdahilin kanun yoluna başvuru hakkının ancak davaya yanında katıldığı tarafın kanun yoluna başvurması halinde doğacağı belirtilmiştir.
    • Danıştay’ın 5., 8., 12. ve 13. Daireleri de ise konuya ilişkin; müdahilin, yanında katıldığı taraftan bağımsız bir istekte bulunamayacağı, yalnızca tarafın davadaki istemine yardımcı olacak açıklamalar yapabileceği, yanında katıldığı taraftan bağımsız olarak tek başına kanun yollarına başvurmayacağı yönünde kararlar vermiştir.

Konuya ilişkin yapılan inceleme sonucunda DİBK öncelikle davaya müdahale kurumunun usuli dayanaklarını açıklamıştır. Davaya müdahale kurumunun amacı, taraf sıfatına sahip olmayan lakin yargılama sonucunda hak veya menfaati etkilenecek kişilere haklarını savunabilmesi açısından mahkeme önünde benzer bir imkan verilmesidir. Davaya müdahale kurumu ile üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararının bulunduğu taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla “müdahil” sıfatıyla yargılamaya katılabilmesi sağlanmıştır. Bu bağlamda, her ne kadar müdahilin asıl tarafın sahip olduğu tüm haklardan onun gibi faydalanması mümkün değil ise de, taraf yanında konumlanan müdahilin de adil ve hakkaniyete uygun yargılanma, mahkemeye erişim, yargısal korunma talep edebilme, hukuki dinlenilme haklarından faydalanabilmesi gerekir. Son olarak, müdahilin dava sonunda verilen karara karşı tek başına kanun yollarına başvuru yapıp yapamayacağı konusunda açık bir hükme yer verilmiştir.

Daha sonrasında DİBK, müdahilin yanında katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına açıkça aykırı olmamak kaydıyla her türlü usul işlemini yapması mümkün hale geldiği için, yanında katıldığı tarafın bir usul işlemini yapmamış olması halinde işlemin yalnızca müdahil tarafından yapılmasından yola çıkılarak, bunun tarafın işlem ve açıklamalarıyla çelişkili olacağından söz edilemeyeceğinin altını çizmiştir.

DİBK, davaya müdahale kurumunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ekseninde değerlendirdikten sonra HMK ile idari yargıdaki müdahale kurumu arasındaki farkı açıklamıştır. DİBK’ya göre ihbar, müdahaleyi sağlamak amacıyla yapıldığına göre, doğrudan mahkeme tarafından kendisine ihbarda bulunulabilen idari yargılamadaki üçüncü kişi ile, ancak tarafın talebi ile dava kendisine ihbar edilen hukuk usulündeki üçüncü kişinin uyuşmazlık karşısındaki konumunun aynı olmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda, idari davaların özellikleri gereği bazı durumlarda müdahil, hukuk usulüne nazaran idari yargıda uyuşmazlığın konusu ile doğrudan ilgili olabilmektedir veya müdahil ile yanında katıldığı taraf arasındaki ilişki dava konusu edilmektedir. Bu çerçevede müdahil, davanın şekli anlamda tarafı olmasa da dava konusu uyuşmazlık maddi anlamda müdahilin hak ve menfaatini ilgilendirmekte ve müdahil verilecek kararın neticesinden doğrudan etkilenmektedir. Sonuç olarak idari yargıda müdahilin yalnızca yanında katıldığı tarafın işlemlerine bağlı kılınması adil olmayan sonuçlar doğurabilecektir.

Bu açıklamalardan hareketle, müdahilin tek başına kanun yollarına başvurabilmesinin idari yargıda, maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde belirlenerek gerçeğe en uygun kararın verilmesine ve böylece kamu yararının gerçekleştirilmesine; idarenin hukuka uygun hareket etmesi sağlanarak hukuk düzeninin idari yargı eliyle korunmasına ve kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi işlevinin yerine getirilmesine katkı sağlayacağı kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, idari yargının kendine özgü özellikleri göz önüne alınarak konu değerlendirildiğinde, HMK ile tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemini yapma hakkı tanınan müdahilin, yanında katıldığı taraf hakkında verilen karara karşı tek başına kanun yollarına başvurabilmesinin, adil yargılanma hakkının temini bakımından gerekli olduğu neticesine ulaşılmıştır. Ayrıca yürürlükteki usul kanunları değerlendirildiğinde müdahilin, davanın asıl tarafının iradesi ile çelişen veya bu iradeye aykırı bir işlem yaparak kanun yollarına başvurmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

En nihayetinde DİBK, üçüncü kişinin davaya katılması konusunda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollaması nedeniyle uygulanan HMK düzenlemeleri uyarınca müdahilin, yanında katıldığı tarafın işlem veya açıklamalarına aykırı olmadığı sürece, karara karşı tek başına kanun yollarına başvurabileceği sonucuna varmıştır.

 

Hazırlayanlar:
Stj. Av. Cevdet Emre Koçak
Av. Doğa Can Altınözlü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir