Karar İncelemeleri

Ceza Soruşturmasında Uzlaşma Gerçekleşmesi Halinde Suç Nedeniyle Tazminat Davası Açılamayacağını Öngören CMK Hükmü İptal Edildi

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) soruşturma aşamasında uzlaşma gerçekleşmesi halinde soruşturma konusu suçtan ötürü tazminat davası açılamayacağını öngören kuralı iptal etti. CMK m. 253/19’da yer alan “uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz” ibaresi, mahkemeye erişim hakkının ihlali sayılmış ve iptal edilmiştir. (18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 26.07.2023 tarihli ve E. 2023/43 K. 2023/141 numaralı AYM kararı)

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, önüne gelen bir uyuşmazlıkta uygulanacak
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz başvurusu yapmıştır. Başvuruda
özet olarak:

  • Uzlaşmanın bir edim karşılığında gerçekleşmesinin yanı sıra mağdurun talep etmemesi hâlinde herhangi bir edime bağlı olmaksızın da gerçekleşebileceği,
  • Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi durumunda şahsi haklarından da vazgeçtiğini açıkça belirtmediği sürece tazminat davası açma hakkının bulunmasına karşılık kural uyarınca uzlaşma teklifinin kabul edilmesi durumunda tazminat davası açma hakkının ortadan kalktığı,
  • İtiraz konusu kural ile eşitlik hakkının, maddi ve manevi koruma ve geliştirme hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği,
  • Doğrudan yargısal bir denetime tabi olmayan uzlaştırma sürecinin sonunda uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde dava açılamamasını haklı kılacak nesnel bir nedenin bulunmadığı öne sürülmüştür.

İtiraz üzerine AYM, öncelikle kuralın anlam ve kapsamını belirlemiştir. AYM’ye göre kural en temelde, uzlaşma sonucunda edimini defaten yerine getiren şüpheli hakkında müşteki tarafından soruşturma konusu suçtan kaynaklı olarak herhangi bir tazminat davası açılamayacağı öngörülmektedir.

Kuralın Anayasa’ya aykırılığını değerlendirmeye geçen AYM, itirazı hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı ekseninde değerlendirmiştir. Kuralı kanunilik yönünden değerlendirirken mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik kuralın, sınırlamayı açık, net bir şekilde düzenlediğinden bahisle kanuni olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık sınırlamanın ölçülü olup olmadığı yönünden yapılan
değerlendirme aynı sonuca varılmamıştır.

Her şeyden evvel ceza soruşturma kapsamında uzlaşma sağlanması halinde tazminat davası açılamaması yargının iş yükünün hafifletilmesi amacını taşımaktadır. Bu yönüyle kural, meşru bir amaca yönelmiş olsa da sınırlama ölçülü değildir. Nitekim uzlaşma sürecinde suç nedeniyle ortaya çıkan tüm sonuçların öngörülebilmesi veya gerçek zararın belirlenebilmesi her zaman mümkün değildir. Bu durumlarda, uzlaşma sebebiyle kişinin tazminat davası açamaması anayasal bir soruna neden olacaktır. Uzlaşma sürecinde öngörülebilen ve hesaplanabilen zararlar açısından uzlaşılması halinde uyuşmazlık ortadan kalkacaktır.

Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesi ise her durumda mümkün değildir. Söz gelimi, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hallerde her zaman uzlaşma sürecinde sağlıklı sonuçlara ulaşılması mümkün olamayacaktır. İlgililerin uzlaşma sürecinde teknik verilere veya hesaplama imkanlarına sahip olmaması halinde uzlaşma gerçekleşse
dahi edimi aşan zararların ortaya çıkması muhtemeldir. Yine de eksik bilgiyle uzlaşılması halinde uzlaşma konusu edimi aşan zararların ortaya çıkması durumunda tazminat davası açılamaması mahkemeye erişim hakkına getirilen ölçüsüz bir
sınırlama olarak kabul edilmiştir.

Bu açıklamalardan hareketle AYM, itiraz konusu kuralın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ve iptaline karar vermiştir.

 

HAZIRLAYANLAR:
Av. Doğa Can Altınözlü
Stj. Av. Esin Gülbek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir