Uncategorized

Bozma Kararından Islaha İzin Verilmemesi Mahkemeye Erişim Hakkının İhlaline Yol Açar

23.05.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan AYM kararında, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun (“YİBBGK“) kararına dayanmakta olan bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı yönündeki uygulamanın mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açtığına karar verdi. (23.05.2023 tarihli ve 32199 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, Anayasa Mahkemesi’nin 23.05.2023 tarihli ve 2019/23977 Başvuru Numaralı kararı)

Bilindiği gibi YİBBGK, E. 1944/10, K. 1948/3 sayılı 04.02.1948 tarihli kararı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı yönünde karar vermiştir. Söz konusu karar daha sonraki tarihlerde YİBBGK E. 2015/1, K. 2016/1 sayılı 06.05.2016 tarihli karar ile de tasdik edilmiştir. Anılan kararlar çerçevesinde hukuk mahkemeleri, bozma kararlarından sonra ıslah yapılamayacağı yönündeki uygulamayı devam ettirmektedirler ve bu durum esasen pek çok hak kaybına sebep olmaktadır. Bu sebeple AYM’nin yukarıda yer verilen kararı, pek çok hak kaybını engellemesi açısından emsal teşkil etmektedir.

Bireysel başvuruya konu somut olayda başvurucunun eşi, çalıştığı alışveriş merkezinde 29.03.2000 tarihinde çıkan yangında hayatını kaybetmiştir. Başvurucu da fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talepli dava açmıştır. Davada alınan bilirkişi raporunda, başvurucunun maddi destek zararının 128.160,70 TL olduğu ancak iş kazası olarak değerlendirilen olaydan SGK’dan bağlanan gelirin peşin değerinin 130.347,99 TL olduğundan bahisle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir ve Yargıtay incelemesinden geçen karar, bilirkişi raporunun usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozmadan sonra mahkeme yeniden bilirkişi raporu almış ve ilk rapora nazaran daha yüksek bir maddi destek zararının oluştuğu ortaya konulmuştur. Başvurucu bunun üzerine maddi tazminat istemi yönünden ıslah dilekçesi sunmuş ve mahkeme, ıslah dilekçesine uygun olarak davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra vermiş olduğu karar temyiz incelemesinde tekrar
bozulmuştur. Bunun sebebi ise, YİBBGK’nın E. 1944/10, K. 1948/3 sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmamasıdır. Dosyayı tekrar incelemeye alan ilk derece mahkemesi de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davacının talebi ile bağlı kalarak 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Başvurucu bunun üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur.
sının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Başvurucu, kısmen aleyhine verilen karar için temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu en temelde, davanın açıldığı tarihte belirsiz alacak davası bulunmaması nedeniyle davanın kısmi dava olarak açıldığını, maddi zararının bilirkişi raporuyla belirlendiği tarih itibarıyla ek dava açma süresinin sona erdiğini, bu suretle ek dava açma hakkının da elinden alındığını ileri sürmüştür. Buna ilaveten, bozma karan sonrası ıslah yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen kısım yönünden davasının reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvuruyu inceleyen AYM, öncelikle ıslah kurumunun amacını ve yasal dayanaklarını açıklamıştır. Daha sonrasında yukarıda yer verilen YİBBGK içtihatlarına yer vermek suretiyle bozma kararından sonra ıslah yapılmasının neden mümkün olmadığını yargısal uygulamayla beraber açıklamıştır.

Uyuşmazlığın esasını değerlendiren AYM bireysel başvuruyu, adil yargılanma hakkı yönünden ele almıştır. AYM’ye göre, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale mevcuttur. Hal böyle olmakla beraber, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni olup olmadığı ve ihlal teşkil edip etmediği uyuşmazlığın esasını oluşturmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ve yargı içtihatları uyarınca, ıslaha tahkikatın sona ermesine kadar izin verilmiştir ve ilk derece mahkemesi kararıyla tahkikatın tamamlandığı kabul edilmektedir. Buna ilaveten, işin esasına girilmeyerek görevsizlik gibi bir sebeple reddedilen davalarda Yargıtayın bozma kararından sonra davanın ilk derece mahkemelerinde esastan görüşülmesi halinde bozma sonrasında da tahkikatın devam ettiği ve ıslahın mümkün olduğu yönünde içtihatlar mevcuttur.

Yukarıda verilen bilgiler ışığında AYM öncelikle, somut olaydaki mahkeme kararlarında tahkikatın devam ettiği durumlarda da bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin açık bir kanun hükmü gösterilmediğini belirtmiştir. Başvuruya konu kararda dayanılan YİBBGK’nın içtihatlarının temelinde bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumların ortadan kaldırılmaması gibi makul bir amacın bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte aynı kararlara göre bozma kararından sonra tahkikata devam edildiği hallerde de ıslah yapılamaması anayasal anlamda kanunilik ölçütü bakımından öngörülemez bir durumdur. Nitekim, bireylerin tarafı oldukları davalarda bilgi ve belgelerin karşı tarafın elinde olması veya dava tarihi itibarıyla uğradıktan zararın ya da talep edebilecekleri alacağın miktarını bilebilmeleri mümkün olmadığından kanun koyucu tarafından yargılama sırasında ıslah yoluyla bedelin artırılabilmesi mümkün kılınmıştır.

Bu ilkelere yer veren AYM, ıslahın ancak bozma kararına kadar yapılabilmesi suretiyle bozma kararıyla ortaya çıkan hukuki sonuçların korunması hedeflendiğini belirtmiştir. Ancak mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde bakıldığında aşın bir külfete yol açılmaması için ıslah müessesesinin amaçlarına uygun olarak bozma kararından sonra tahkikatın devam ettiği durumlara yönelik olarak her somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerekir. Somut olay bakımından mahkemelerce hükme esas alınan YİBBGK kararlarıyla tahkikat aşaması sadece ilk derece mahkemesinin bozma kararından önceki yargılama süreci ile sınırlandırılmış, bozma kararlan sonrasında tahkikat işlemlerinin yapıldığı haller yönünden herhangi bir ayrım ve istisnaya yer verilmemiştir. Dolayısıyla mahkemelerce bütün uyuşmazlıklar yönünden bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı şeklindeki kategorik yorumun mahkemeye erişim hakkını önemli ölçüde sınırladığı açıktır.

Sonuç olarak, bozma kararından sonra bozma karan uyarınca tahkikat yapıldığı durumda ıslah talebinde bulunulmasına yönelik başvuruya konu yargılama süreci itibarıyla dahi mevzuatta açık bir engel bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kategorik bir yaklaşımla hiçbir istisnaya yer vermeden her durumda bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı yönündeki mahkeme kararının öngörülemez olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Hazırlayanlar:
Stj. Av. Cevdet Emre Koçak
Av. Doğa Can Altınözlü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir