Bülten

#59 Vergi Hukuku Gelişmeleri (09.09.2026 – 23.09.2026)

23.09.2026

Vergi Hukuku Mevzuatında Gelişmeler

  • Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi ile Veraset ve İntikal Vergisi Broşürü yayınlandı. Yayınlanan rehber kapsamında;
    • Veraset ve intikal vergisinin konusu ve vergiyi doğuran olay,
    • Muafiyetler ve istisnalar,
    • Veraset ve intikal vergisinin beyanı, beyannamenin verilme şekilleri ve zamanı,
    • Beyannameye eklenecek belgeler,
    • Veraset ve intikal vergisi matrahının tespitinde indirilebilecek borç ve giderler,
    • Vergi oranı, ödeme yeri ve zamanı konularında açıklamalara ve örneklere yer verilmiştir.

 

Vergi Hukukunda Yargı Kararları

Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz yargı kararları aşağıda özetlenmiştir:

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (“VDDK”); davacı şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin, şirketi tebliğ ve tebellüğ konusunda temsile yetkili kılınan umumi vekilin ikametgahında umumi vekile tebliğ edilmesini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) m. 101 kapsamında hukuka aykırı saymıştır. VDDK, umumi vekilin ikametgâh adresinin VUK m. 101 kapsamında tüzel kişiliğin bilinen adresleri arasında sayılmadığını vurgulamış ve ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğinden bahisle davanın açıldığı tarih itibariyle davacının tebligattan muttali olduğunu kabul ederek zamanaşımı iddiasının bu tarihe göre değerlendirilmesine karar vermiştir (Danıştay VDDK’nın 28.01.2026 tarihli ve E. 2024/168, K. 2026/24 sayılı kararı).
    • Karara konu somut olayda davacı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m. 11/1-b hükmü uyarınca Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların tesliminden doğan 2014 yılının Ocak ila Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergilerinin haksız olarak mahsuben iade alındığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporu uyarınca aynı dönemler için tarh edilen katma değer vergileri ve bu vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açmıştır.
    • İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar vermiştir. İlk derece mahkemesi özetle; ihbarnamelerin öncelikle şirketi temsile yetkili umumi vekilin ikametgah adresinde tebligat yapılmaya çalışıldığını ancak adresin şirket adresi olmaması nedeniyle bu adrese tebligat yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Daha sonrasında ihbarnameler, davacı şirket yetkilisinin ikametgâh adresine tebliğ edilmeye çalışılmıştır. Tüzel kişi adına yapılacak tebligatın öncelikle şirketin bilinen iş yeri adresinde yapılmaya çalışılması gerekmektedir. Tebligatın bu adreste yapılamaması hâlinde tüzel kişi yetkilisinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde ilgili vesikaların tebliği mümkündür. Olayda ihbarnameler davacı şirketin iş yeri adresinde tebliğe çalışılmaksızın doğrudan şirket müdürünün ikametgâh adresinde tebliğe çalışılmıştır. En sonunda ise şirketin bilinen iş yeri adresine tebligat yapılmaya çalışılmış ancak bu tebligatlarda da pusulaya tebliğden imtina şerhi düşülmüştür. Vergi mahkemesi tebligat pusulalarında; davacı şirketin bilinen adresinde kiminle görüşüldüğü, imzadan imtina ettiği ileri sürülen şahsın kim olduğu ve dolayısıyla mevzuatta sayılan tebliğe ehil kimselerden olup olmadığı, bu şahsın ismi ya da ismini vermekten imtina edip etmediği hususları hakkında herhangi bir şerhe veya bilgiye yer verilmediğini belirtmiş ve usulüne uygun tebliğ edilmeyen ihbarnamelerin iptaline karar vermiştir.
    • İlk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine uyuşmazlık Danıştay’ın önüne gelmiştir. Danıştay, istinaf merci kararını bozmuştur. Danıştay özetle; ihbarnamelerin zamanaşımının son gününde üç ayrı adrese tebliğ edilmeye çalışıldığını, bu adreslerden birinin şirketi tebliğ ve tebellüğ konusunda yetkili olan davacı şirket yetkilisinin ikamet adresi olduğunu belirtmiş ve bu kişiye yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu belirtmiştir.
    • Danıştay’ın bozma kararı üzerine istinaf mercinin kararında ısrar etmesi üzerine uyuşmazlık VDDK önüne gelmiştir. VDDK ise özetle; VUK m. 101’de yer alan tüzel kişilerin bilinen adresleri arasında umumi vekilin ikametgah adresinin sayılmadığını vurgulamıştır. Buradan hareketle, şirketi tebliğ ve tebellüğ dahil her konuda yetkili kılınan umumi vekilin ikametgah adresine ihbarnamelerin tebliğ edilmesi hukuka aykırı olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davacının tebligattan muttali olduğu tarih olan dava açma tarihi itibariyle zamanaşımı iddiasının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

 

Güncel Özelgeler

Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz güncel özelge hakkında aşağıda açıklamalara yer verilmiştir:

  • Ankara Defterdarlığı tarafından verilen özelgede özetle; özelge talebinde bulunan yemek şefinin, şef olarak instagram ve youtube gibi internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden paylaşılan yemek tariflerinin detaylarının mobil uygulama geliştiricisi ile yapılan anlaşmaya göre uygulama üzerinden paylaşılması ve tariflerin detaylarını soranların bu uygulamaya yönlendirilmesi karşılığında mobil uygulama geliştiricisi tarafından uygulamayı indiren kişi başına şefe yapılan ödemelerden dolayı elde edilen gelirlerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 20/B maddesi uyarınca kazanç istisnası kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir. (Ankara Defterdarlığı’nın 27.02.2026 tarihli ve E-38418978-120[Diğer-2024/1]-131465 sayılı Özelgesi)

Hazırlayan:

Av. Doğa Can Altınözlü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir