Karar İncelemeleri

Gümrük Vergilerinin Yasal Faizi ile İadesini Düzenleyen Hüküm İptal Edildi

 

Anayasa Mahkemesi (“AYM”); 4458 sayılı Gümrük Kanunu (“Gümrük K.”) m. 216/1’de yer alan ve fazladan tahsil edilen gümrük vergilerinin geri verilmesinde yasal faiz uygulanacağını öngören düzenlemeyi iptal etti. AYM özetle, gümrük vergilerinin iadesinde uygulanan yasal faizin, paranın yaşayacağı değer kaybını karşılamaya yetmediğini vurgulamış ve paranın değer kaybını engelleyecek mekanizmaların bulunmadığından bahisle kuralın iptaline karar vermiştir. (AYM’nin 31.12.2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 22.07.2025 tarihli ve E. 2023/165, K. 2025/165 sayılı Kararı)

Uyuşmazlığı incelemeye geçmeden önce AYM, kuralın anlam ve kapsamını açıklamıştır. İptal istemine konu kural en temelde, tahsil edilmemesi gereken gümrük vergileri ve bunlara bağlı olarak tahsil edilen gecikme zammının Gümrük K. m. 210 ve m. 217 arasındaki “geri verme” hükümlerine göre mükellefe iadesi halinde, vergi ve buna bağlı gecikme zammının idare uhdesinde kaldığı dönem için yasal faiz ile mükellefe iade yapılacağını düzenlemektedir. Gümrük K. kapsamında fazladan tahsil edilen vergilerin iadesi için uygulanacak yöntemlerden birisi olan geri verme ve kaldırma hakkında detaylı bilgilere ise bir başka yazımızdan erişebilirsiniz. Gümrük K. kapsamında vergilerin iadesinde uygulanacak faiz türlerinin zaman içerisinde değişimine dair kaleme aldığımız yazıya da bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz.

Gümrük K. m. 216’da yer alan yasal faiz hükmünün iptalini isteyen İstanbul 8. Vergi Mahkemesi’nin (“Vergi Mahkemesi”) gerekçesi ise şu şekildedir:

  • Vergi Mahkemesi öncelikle, gümrük vergisinin fazladan tahsil edildiğinin sabit hale gelmesinden sonra bu meblağın mükellef için alacak haline geldiğini ancak yasal faizin enflasyonun olumsuz etkilerini telafi etmediğini öne sürmüştür.
  • Vergi Mahkemesi’nin en dikkat çekici iptal gerekçesi ise, devletin kendi alacaklı olduğu durumlarda 6183 sayılı Kanun m. 51’de düzenlenen gecikme zammı oranında faiz uyguladığını buna karşılık mükellefin alacaklı olduğu durumlarda bundan daha düşük bir oran olan yasal faiz uygulanmasının eşitlik ilkesine de aykırı olduğu iddiasıdır.

Uyuşmazlığın esasını değerlendiren AYM, itiraz konusu kural kapsamında paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla kuralda gerekli mekanizmaların öngörülmediğini belirtmiştir. Buradan hareketle, gümrük vergilerinin iadesinde yasal faizin mülkiyet hakkını korumadığını belirten AYM, anılan kuralın iptaline karar vermiştir. AYM’nin iptal kararı, kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.

İptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesinin sebebi ise, aradaki 9 aylık dönemde kanun koyucunun oluşan boşluğu yasal düzenleme ile doldurması için fırsat vermektir. Her ne kadar AYM kararında, devletin alacaklı olduğu durumlarda uygulanan gecikme zammı oranında faiz ile mükellefin alacaklı olduğu durumlarda daha düşük faiz oranlarının uygulanmasının eşitlik hakkını ihlal ettiği yönünde çıkarımlar bulunmasa da kanun koyucu tarafından mükellefin alacaklı olduğu hallerde de gecikme zammı oranında faiz ile iade yapılması yönünde düzenleme yapılması eşitlik ilkesine uygun bir çözüm olacaktır.

Buna rağmen belirtmek gerekir ki kanun koyucu hangi faiz türünün uygulanmasına karar verirse versin enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde faiz oranlarının enflasyonun altında kalması halinde mükelleflerin mülkiyet hakları her türlü ihlal edilecektir. Dolayısıyla yapılması gereken düzenlemeler sadece daha yüksek oranlı faiz türlerinin uygulanmasını öngörmekten ziyade aynı zamanda idarenin borçlu olduğu durumlarda, devletin haczedilemezliği ilkesinin kötüye kullanımı engelleyecek şekilde mükellef alacaklarının en kısa sürede ödenmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.

Son olarak belirtmek gerekir ki özellikle son dönemde AYM’nin munzam zarara yaklaşımı ile faizin enflasyonun yarattığı değer kaybını giderecek nitelikte olmadığı yönündeki kararlarının vergi mahkemelerince gözetilerek, mükelleflerin idarenin geç ödemeleri nedeniyle uğradıkları zararları talep edecekleri tam yargı davalarında mükellef lehine yorum yapması artık zorunlu hale gelmiştir.

Hazırlayan:

Av. Doğa Can Altınözlü

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir