Almanya Münih Eyalet Mahkemesi (LG München I) tarafından OpenAI grubu şirketleri aleyhine verdiği karar, üretken yapay zekâ modellerinin telif hakkıyla korunan içerikleri “eğitim verisi” olarak lisanssız kullanmasının hukuken nasıl nitelendirileceğine ilişkin Avrupa’daki en somut yargısal örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Mahkeme, korunan şarkı sözlerinin dil modeli içinde “memorizasyon” yoluyla yeniden üretilebilir biçimde bulunmasının ve bu sözlerin kullanıcı istemleri üzerine çıktı (output) olarak sunulmasının, telif hakkı sahibine tanınan çoğaltma ve umuma iletim/kamuya sunma haklarına müdahale teşkil ettiğine; ayrıca bu müdahalenin metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası ile meşrulaştırılamayacağına hükmetmiştir. Bu kararın önemi, yapay zekâ eğitimini “salt teknik bir hazırlık süreci” olarak görmeyip, telif hukukunun klasik kavramlarıyla (çoğaltma, umuma iletim, istisnalar) doğrudan ilişkilendirmesi ve sorumluluğu “kullanıcı istemi” gerekçesiyle son kullanıcıya yöneltme eğilimini açıkça reddetmesidir.
Uyuşmazlığın Arka Planı: Tarafların Görüşleri
Davanın çıkış noktası, Almanya’daki telif hakları kolektif yönetim kuruluşu olan GEMA’nın, temsil ettiği dokuz ayrı şarkı sözünün OpenAI’nin dil modelleri ve bunlara dayalı sohbet botları vasıtasıyla, basit istemlerle (prompt) “geniş ölçüde aslına uygun” biçimde üretilebildiğini ileri sürmesidir. Mahkeme karar metninde, ihtilaf konusu şarkı sözlerinin hangileri olduğu açıkça sayılmıştır. GEMA davasında: Söz konusu metinlerin modelin eğitimi sırasında model içinde çoğaltılarak “memorizasyon” şeklinde kalıcı ve yeniden üretilebilir biçimde yer almasının telif hakkı ihlali niteliğini taşıdığını belirtmiştir. Ayrıca GEMA, Aİ modelin bu metinleri çıktıda sunması suretiyle, eserlerin kamuya sunulması/umuma iletilmesi ve ayrıca çıktının oluşturulması aşamasında yeniden bir çoğaltma fiilinin gerçekleşmesinin ihlal olduğunu belirtmiştir.
Davalı OpenAI tarafı ise savunmasını, güncel üretken yapay zekâ uyuşmazlıklarında sık görülen üç argüman üzerinde inşa etmiştir. İlk olarak, dil modellerinin belirli eğitim verilerini “saklamadığı” ve “kopyalamadığı”, yalnızca büyük veri kümesinden istatistiksel örüntüler öğrendiği; dolayısıyla model parametrelerinde (ağırlıklarda) eserlerin bir “kopya” olarak bulunmadığı ileri sürülmüştür. İkinci olarak, çıktıların doğrudan kullanıcı isteminin sonucu olduğu, bu nedenle varsa ihlalin “çıktıyı talep eden ve kullanan kullanıcıya” atfedilmesi gerektiği savunulmuştur. Üçüncü olarak ise, Alman hukukuna aktarılmış TDM istisnasının (§44b UrhG) ve AB düzeyinde DSM Direktifi m.4’ün (opt-out imkânı dahil) eğitim sürecindeki çoğaltmaları hukuka uygun kıldığı ileri sürülmüştür.
Mahkemenin Kararı: Men, Bilgi Verme ve Tazminat
Öncelikle mahkeme, GEMA’nın taleplerini büyük ölçüde kabul ederek hem men (injunction), hem bilgi verme (Auskunft), hem de tazminata esas teşkil eden sorumluluk tespitine (zararın belirlenmesi sonraya bırakılacak şekilde) hükmetmiştir. Mahkeme, telif ihlalini yalnızca çıktıda görülen benzerliğe indirgememiş; “memorizasyon”un bizzat dil modeli içinde bir çoğaltma olduğu ve ayrıca çıktıda sunumun da bağımsız bir müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır. Basın açıklamasında bu husus açıkça ifade edilmiş; mahkeme, hem modeldeki memorizasyon hem de çıktıdaki yeniden üretim nedeniyle telif haklarına müdahale bulunduğunu ve bunun TDM istisnasıyla örtüştürülemeyeceğini belirtmiştir.
Söz konusu kararın güçlü yanı, tartışmayı soyut bir teknoloji değerlendirmesinde bırakmayıp, telif hukukunun normatif koruma alanına (çoğaltma ve umuma iletim) somut olgular üzerinden bağlamasıdır. Özellikle, ihlalin varlığını “AI eğitimi her durumda ihlaldir” gibi kategorik bir önerme yerine, “eser metninin modelden çıkarılabilirliği” ve “çıktılardaki esaslı benzerlik” üzerinden kurması da bu yönde değerlendirilmelidir. Buna karşılık karar, Avrupa’da aynı dönemde görülen bazı davalarda mahkemelerin daha dar ve ülkesellik/teknik parametre tartışmasına daha fazla ağırlık verdiği yaklaşımlardan ayrışmaktadır.
Memorizasyon Tartışması ve Çoğaltma Kavramı
Bu noktada “memorizasyon = çoğaltma” sonucunun hukuki mantığı, teknik ayrıntıya boğulmadan şöyle açıklanabilir: Telif hukukunda çoğaltma, eserin mutlaka insan gözüyle görülebilir veya doğrudan okunabilir biçimde bir yere yazılmasıyla sınırlı değildir; eserin, teknik bir araçla tekrar ortaya çıkarılmasına imkân verecek şekilde tespit edilmesi çoğaltma olarak değerlendirilebilir. Mahkeme, dil modelinin belirli şarkı sözlerini basit istemlerle büyük ölçüde aslına uygun biçimde geri verebilmesini, “eser metninin model içinde yeniden üretilebilir şekilde mevcut olduğunun” güçlü bir göstergesi saymış; bu nedenle “sadece istatistiksel korelasyon” savunmasını, somut olayın çıktıları karşısında ikna edici bulmamıştır. Burada mahkemenin esasen yaptığı şey, telif hukukunun korumak istediği menfaat (eser sahibinin ekonomik ve manevi alanı) ile fiili sonucun (korunan metnin sistematik biçimde geri üretilebilmesi) çakıştığı noktada, “model ağırlıkları soyut parametrelerdir” itirazını belirleyici kabul etmemektir.
Metin ve Veri Madenciliği İstisnasının Sınırı
TDM istisnası bakımından da mahkeme, istisnanın amacına dayalı sınırlayıcı bir yorum benimsemiştir. TDM istisnalarının temel mantığı, otomatik analiz yoluyla “bilgi çıkarımı”na izin verirken, hak sahibinin asli sömürü alanını (eserin kendisinin ikame edilmesi) korumaktır. Mahkeme, modelin telifli şarkı sözlerini yalnızca analiz etmekle kalmayıp onları kalıcı biçimde “hatırlayabilir” hale geldiği ve çıktılarda eserin esaslı kısımlarını verdiği durumda, artık istisnanın amaç sınırının aşıldığını kabul etmiştir.
Sorumluluk Tartışması: Sağlayıcı mı, Kullanıcı mı?
Sorumluluk bakımından mahkeme, ihlalin kaynağını yalnızca kullanıcı istemine bağlamamış; model mimarisi ve eğitim veri seti seçiminin sağlayıcının kontrol alanında olduğu ve bu nedenle sorumluluğun sağlayıcı üzerinde kurulabileceği sonucuna varmıştır. Bu yaklaşım, pratikte özellikle önemlidir; zira üretken sistemlerde “kullanıcı istemi” her zaman mevcut olduğundan, aksi kabul, sağlayıcı sorumluluğunu neredeyse otomatik biçimde bertaraf etme riskini doğurur. Karar ayrıca giderim bakımından da dikkat çekici unsurlar içermektedir: Hüküm fıkrası, sadece belirli fiillerin durdurulmasını değil, ayrıca kararın belirli koşullarla Süddeutsche Zeitung’da yayımlanmasını ve bilgi verme yükümlülüklerini düzenlemektedir; ayrıca hangi dönemlerden itibaren hangi şirketin hizmeti sunduğu gibi tarihler de hükümde yer almaktadır.
Türk Hukuku Bakımından Muhtemel Yansımalar
Türk hukuku bakımından değerlendirmeye gelince, kararın iki ana ekseninin (model içi çoğaltma ve çıktıda umuma iletim/çoğaltma) FSEK sistematiğinde de karşılığının bulunduğunu söylemek mümkündür. FSEK’te eser sahibine tanınan çoğaltma ve umuma iletim hakları, korunan metinlerin izinsiz olarak sistematik biçimde kullanımı karşısında güçlü bir koruma sağlar; bu haklara getirilen sınırlamalar ise kural olarak istisnaîdir ve dar yorumlanır. Türkiye’de AB’deki DSM Direktifi m.4’e benzer kapsam ve netlikte, eğitim verisi kullanımını doğrudan düzenleyen yerleşik bir TDM istisnasının bulunmaması da ayrıca önemlidir; zira bu durum, “eğitim için kopyalama” fiillerinin hukuka uygunluğunu daha çok lisans ilişkilerine ve mevcut istisnaların gerçekten uygulanabilirliğine bağlar. Üretken yapay zekâ sistemleriyle çalışırken, sadece “çıktı telifli metne benzemesin” demek yeterli değildir; eğitim verisi envanteri, lisans stratejisi, hak sahiplerinin iradesine saygı mekanizmaları ve çıktıda korunan metinlerin geri üretimini önleyici teknik/organizasyonel önlemler, doğrudan hukuki risk yönetiminin parçası haline gelmektedir. Karar bu nedenle, yapay zekâ geliştiricileri için “veri yönetişimi ve lisans” odağını; bu sistemleri kullanan şirketler için ise tedarikçi sözleşmeleri, sorumluluk paylaşımı ve uyum kontrolleri odağını güçlendiren, ufuk açıcı bir emsal niteliği taşımaktadır.
Sonuç: Uyum, Lisanslama ve Risk Yönetimi
Sonuç olarak Münih I Eyalet Mahkemesi kararı, üretken yapay zekâ eğitiminde telifli içerik kullanımını “gri alan” olmaktan çıkarıp, belirli olguların ispatlanması hâlinde (memorizasyon ve eserin esaslı kısımlarının çıktıda geri üretimi) açık bir ihlal çerçevesine yerleştirmektedir. Türk hukuku açısından da benzer tartışmaların kaçınılmaz biçimde gündeme geleceği görülmektedir: Hem telif hakkı sahiplerinin koruma talebi hem de yapay zekâ ekosisteminin gelişimi birlikte düşünüldüğünde, “eğitim verisi” artık teknik bir ayrıntı değil, doğrudan hukuki sorumluluk doğuran bir çekirdek konudur. Bu kararın asıl değeri, hukuki tartışmayı soyut teknoloji söylemlerinden arındırıp, somut hak – somut müdahale – somut giderim ilişkisi içinde kurması; dolayısıyla hem Avrupa’da hem Türkiye’de yapay zekâ ve fikri mülkiyet ilişkisini daha öngörülebilir bir zemine doğru itmesidir.
Hazırlayan:
Av. Gazi Barış Yıldırım
Kaynakça
- https://www.insidetechlaw.com/blog/2025/11/germany-delivers-landmark-copyright-ruling-against-openai-what-it-means-for-ai-and-ip
- https://www.theguardian.com/technology/2025/nov/11/chatgpt-violated-copyright-laws-german-court-rules
- https://www.pearlcohen.com/german-court-finds-copyright-infringement-in-generative-ai-training/
- https://www.reuters.com/world/german-court-sides-with-plaintiff-copyright-case-against-openai-2025-11-11/
- https://gsk.de/en/first-judgment-in-germany-on-ai-training-and-copyright-law-openai-held-liable-as-ai-model-operator/#gref