Mevzuat Değişiklikleri

12. Yargı Paketi Meclis’e Sunuldu

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen Kanun Teklifi, TBMM’ye sunuldu. Kanun Teklifi’nin komisyon aşamasından geçtikten sonra Genel Kurul’da yapılacak oylamalar neticesinde nihai halinin kanunlaşması beklenmektedir.

Kanun teklifi ile özellikle yargı alanında yaşanan güncel sorunların çözümünün amaçlandığı, Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) vermiş olduğu iptal kararları sonrasında mevzuatta oluşan boşlukların yeniden düzenlenmek istendiği görülmektedir. Kanun Teklifi kapsamında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) başta olmak üzere pek çok alanda önemli değişiklikler öngörülmektedir. Kanun teklifinin detaylarına aşağıda yer vermekteyiz.

1.Adli Yargı Mercilerinin İdareler Aleyhine Verdiği Kararların İcrasından Önce İdareye Başvurma Zorunluluğu Getirilmektedir

Kanun Teklifi m. 1 ile İİK’ya eklenecek m. 34/a kapsamında; Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerince verilen bir miktar para ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar yönünden artık doğrudan idare aleyhine icra takibine girişilemeyecektir. Bunun yerine alacaklı veya vekili tarafından tıpkı İYUK m. 28 hükmünde olduğu gibi idareye yazılı başvuru yapılması zorunluluğu getirilmektedir. İdarenin başvuru tarihinden itibaren kararın gereğini bir ay içinde yerine getirmemesi halinde ilamlı icra takibi yapılabilecektir.

2. Ortaklığın Giderilmesi Davalarının Sonunda Yapılacak Satış İşlemlerinde Usul Değişikliğine Gidilmektedir

Kanun Teklifi m. 2 ile İİK m. 114’te yapılacak değişiklikle birlikte, ortaklığın giderilmesi davası sonunda yapılacak ilk satış işlemlerindeki birinci açık artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacağı hüküm altına alınmaktadır. İhalede teklif verme bedeli malın kıymetinin tamamı üzerinden başlayacaktır. Mirasçılar arasında yapılacak ilk açık artırmada alıcı çıkmazsa ikinci açık artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık bir şekilde yapılacaktır.

Buna ilaveten yapılan bir değişiklikle birlikte, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin payı oranında teminat yatırmaktan muaf olmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmaktadır. Kanun koyucu bu sayede; uygulamada birçok soruna neden olan zaman zaman da teminat yatırmamanın sağladığı imtiyazdan yararlanarak fahiş oranda en yüksek teklifi sunmak suretiyle ihalenin kendisinde kalmasını sağlayan pay sahibinin sonradan ihale bedelini ödemeyerek ihalenin iptaline neden olmasının önüne geçmek istemektedir.

3. İdare ve Vergi Mahkemelerinde Tek Hakimle Çözülen Davaların Kapsamı Genişletilmektedir

Mevcut durumda 2026 yılı için 486.000 TL’yi geçmeyen iptal ve tam yargı davaları idare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle çözümlenmektedir. Kanun Teklifi m. 5 ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun m. 7 hükmünde yapılacak değişiklikle birlikte aşağıda sayılan davaların tek hakimle çözümlenmesi kabul edilmiştir:

  •  Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları,
  • İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar,
  • Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
  • Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar.

4. Bölge İdare Mahkemelerinin Verebileceği Karar Türleri Yönünden Uygulamada Yaşanan Sorunları Çözmek Amacıyla Değişiklik Yapılmaktadır

Kanun Teklifi m. 6 ile İYUK m. 45’te yapılacak değişiklikle birlikte Bölge İdare Mahkemelerinin verebileceği karar türleri yönünden değişikliğe gidilmektedir. Yapılacak değişiklikle birlikte Bölge Adliye Mahkmelerinin verebileceği kararların aşağıdaki şekilde olması öngörülmektedir:

– Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda;

  • Kararı hukuka uygun bulursa,
  • Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek,
  • Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak, istinaf başvurusunun reddine karar verir.

– Bölge idare mahkemesi;

  • İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması,
  • Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması,
  • Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi,
  • Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi,
  • Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi,
  • Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği halde yaptırılmadan karar verilmesi,
  • Duruşma yapılması gerektiği halde duruşma yapılmadan karar verilmesi hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir.

Bu maddelerde sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecektir.

5. AYM’nin İptal Kararı Sonrasında Bölge İdare Mahkemelerinin Vereceği Kesin Kararlarda Değişikliğe Gidilmektedir

Bilindiği üzere AYM’nin E. 2024/189, K. 2025/83 sayılı kararı ile idari yargıda ilk derece mahkemesi kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda istinaf mahkemelerinin kararı kaldırarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurduğu ve kararın kesin olduğu hallerde, ilk elden verilen istinaf mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamasını Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Başka bir deyişle, bu kararlara karşı temyiz kanun yolunu kapatan İYUK m. 45/6 hükmünün, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali yönünden iptaline karar verilmişti. Karara dair detaylı açıklamalarımıza bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz.

AYM’nin iptal kararı sonrasında İYUK’ta oluşan boşluk, Kanun Teklifi m. 7 ile doldurulmaktadır. Buna göre:

– Kural olarak bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz:

  • İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle görülen davalar.
  • 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
  • 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
  • 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
  • Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.

6. AYM’nin Yasal Faiz Oranına İlişkin İptal Kararı Sonrasında Yasal Faiz Oranında Değişikliğe Gidilmektedir

AYM, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (“3095 sayılı Kanun”) m. 1’de yer alan ve faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşmeyle tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık yüzde on iki oranı üzerinden yapılacağına yönelik hüküm ile bu oranı Cumhurbaşkanı’nın belirlemesine imkan veren hükmü iptal etmişti.

AYM kararda özetle, hak edildiği halde alınamayan bir miktar paranın ödeneceği tarihe kadar geçen sürede hak sahibinin enflasyon etkisiyle makul olanın ötesinde bir ekonomik kaybının oluşabileceğini vurgulamıştır. İptal istemine konu kuralda ise, borcun geç ödenmesi halinde paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla gereken mekanizmaların öngörülmediğini belirten AYM, kuralın iptaline karar vermiştir. (AYM’nin 01.12.2025 tarihli ve 33094 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 22.07.2025 tarihli ve E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı kararı)

Kanun Teklifi m. 11 ile 3095 sayılı Kanun m. 1’de yapılacak değişiklikle birlikte, faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacağı ve söz konusu reeskont oranının, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için belirlenen oranın yüzde sekseninin geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.

7. AYM’nin Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerde Arama, Kopyalama ve El Koyma Yetkisine İlişkin İptal Kararı Sonrasında Yeniden Düzenleme Yapılmaktadır

Bilindiği üzere AYM, CMK m. 134’te yer alan bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma yetkisini düzenleyen kuralın tamamının iptaline karar vermişti. AYM kararın özetle; söz konusu koruma tedbiri ile elde edilen kişisel verilerin saklanma şartlarına ilişkin güvencelerin maddede yer almadığını belirtmiş ve kuralın özel hayata saygı gösterilmesi hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiğinden bahisle iptaline karar verilmiştir. (AYM’nin 25.05.2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 12.02.2026 tarihli ve E. 2023/128, K. 2026/36 sayılı Kararı)

AYM’nin iptal kararından sonra Kanun Teklifi m. 15 ile CMK m. 134 hükmü yeniden düzenlenmektedir. Maddeye eklenen fıkrayla, maddede düzenlenen bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirinin uygulanması sonucu elde edilen verilerin adli emanette saklanacağı ve korunması için gerekli tedbirlerin alınacağı kabul edilmektedir. Saklanan bu veriler ise kovuşturmaya yer olmadığı kararının veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren onbeş yıl sonuna kadar muhafaza edilecek ve bu sürenin sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanağa bağlanarak yok edilecektir. Ayrıca, onbeş yıllık süre içinde ilgili kişilere, verilerin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hakim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilme imkanı tanınmaktadır.

8. Çalışma Gücü Kaybından ve Destekten Yoksun Kalmadan Kaynaklanan Tazminatlar İçin Faiz Başlangıç Tarihleri Yönünden Düzenleme Yapılmaktadır

Kanun Teklifi m. 19 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 55’e yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir. Eklenen fıkrayla beraber; çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi öngörülmektedir. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.

9. Belirsiz Alacak Davası Kaldırılmakta, Kısmi Dava Açıldığı Hallerde Zamanaşımı Alacağın Tamamı İçin Kesilmektedir

Kanun Teklifi m. 20 ile HMK m. 107’de düzenlenen belirsiz alacak davasının kaldırılması öngörülmektedir.

Buna ilaveten Kanun Teklifi m. 21 ike HMK m. 109’da yer alan kısmi dava düzenlemesine eklenecek hükümle beraber, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar ıslah hakkı tanınmaktadır. Bu durumda zamanaşımının, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı düzenlenmektedir.

10. Hukuk Mahkemelerinde İki Celse Arasının En Fazla 3 Ay Olabileceği Düzenlenmektedir

Kanun Teklifi m. 22 ile HMK m. 147’ye eklenen hükümle beraber duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan daha uzun olamayacağı düzenlenmektedir. Ancak yine de işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hakim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

11. Birleştirme Kararlarına Karşı Kanun Yolu Başvurularında Usul Değişikliğine Gidilmektedir

HMK m. 168 mevcut düzenlemede, verilen birleştirme kararlarına ancak hükümle beraber istinaf yoluna gidilebileceğini içermektedir. Kanun Teklifi m. 24 ve m. 25 kapsamında yapılacak değişiklikle beraber, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı müstakil olarak istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmektedir.

Buna ilaveten, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacağı düzenlenmektedir.

12. İstinaf Mahkemelerince Kaldırma Kararı Sonrası Yeniden Verilen Kararlar Yönünden Temyiz Hakkı Düzenlenmektedir

Bilindiği üzere AYM, HMK m. 362/1-a hükmünde düzenlenen ve miktar itibariyle parasal sınırın altında kalan bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenleyen kuralı, istinaf mercinin ilk defa vermiş olduğu kısmen veya tamamen kabul kararı yönünden iptal etmişti. AYM özetle, ilk derece mahkemesi kararını denetleyen istinaf mercinin ilk defa vermiş olduğu istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabulü yönündeki kararın temyiz denetiminden geçmemesini adil yargılanma hakkının ihlali saymış ve bu nedenle iptal etmiştir. (AYM’nin 21.05.2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 26.02.2026 tarihli ve E. 2026/49, K. 2026/48 sayılı Kararı)

AYM’nin anılan kararı sonrasında Kanun Teklifi m. 26 ile HMK m. 362’ye eklenecek hükümle beraber istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararlara karşı miktar veya değerin istinaf sınırının üzerinde olması halinde bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği açıkça düzenlenmektedir.

24.06.2026

Hazırlayan:

Av. Doğa Can Altınözlü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir