06.04.2026
Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) m. 107/A hükmünde düzenlenen ve vergi idaresine tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yönelik yetki veren hükmün iptaline karar verdi. AYM özetle itibariyle konunun kanun ile düzenlenmesi gerektiğini, sınırlama içermeyen şekilde idareye geniş yetki tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu vurgulamıştır. (AYM’nin 03.04.2026 tarihli ve 33213 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 15.01.2026 tarihli ve E. 2025/94, K. 2026/11 sayılı kararı)
İptal istemine konu kural şu şekildedir:
“Elektronik ortamda tebliğ
Madde 107/A
Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.
Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
Yukarıda yer verilen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi (“İstinaf Merci”) tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf merci özetle; vergi dairesi tarafından vergi kaydı resen terk ettirilen tüzel kişi mükelleflerin ticaret sicilinden silinene kadar elektronik tebligat sisteminden itiraz konusu kural nedeniyle çıkamadığını, elektronik ortamda yapılan tebligata rağmen defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmeyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıldığını ve bu durumun ilgililere aşırı külfet yüklediğini ileri sürmüştür. Ayrıca idari düzenlemelerde elektronik tebligat kapsamındaki mükelleflerin çok geniş tanımlandığını, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince bu hususların idarenin düzenleyici işlemleriyle değil kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Son olarak, diğer resmi elektronik tebligatın Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi altyapısında gerçekleştirilmesine karşılık VUK kapsamındaki elektronik tebligatlara ilişkin kayıtların vergi idaresi tarafından tutulmasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığını öne sürmüştür.
AYM öncelikle itiraz konusu kuralın anlam ve kapsamını belirlemiştir. Kural ile vergi idaresi, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili olarak her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.
İptal istemini değerlendiren AYM önce; kanun koyucunun, mahkemeye erişim hakkına ilişkin güvencelere aykırı olmamak kaydıyla tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususundaki takdir yetkisini vurgulamıştır. Buna karşılık vergilendirmenin geniş bir düzenleme alanını ilgilendirdiği de hatırlatılmıştır. Vergilendirmeye ilişkin işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkanının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların VUK kapsamında düzenlenmediği vurgulanmıştır.
Başka bir deyişle AYM, VUK m. 107/A kapsamında tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğunu getirme ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususlarında vergi idaresinin yetkili olduğunun hüküm altına alındığını ancak bu yetkinin sınırlarına ilişkin temel ilkelerin düzenlenmediğini belirtmiştir. Bu durumun da mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirdiğini belirten AYM, VUK m. 107/A hükmünde yer alan “… tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye…” ibaresinin iptaline karar vermiştir.
İptal kararı, kararın Resmi Gazete’de yayınlandığı 03.04.2026 tarihinden 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Son olarak kararın somut sonuçları hakkında öngörülerimize değinmekte fayda vardır.
Öncelikle iptal edilen kural sıklıkla VUK m. 359 kapsamında düzenlenen gizleme suçunda karşımıza çıkmaktadır. Gizleme suçunda genelde, terkin edilmiş tüzel kişiliklerin elektronik tebligat adresleri açık kalmakta ve vergi idaresi, elektronik tebligat adreslerine defter belge isteme yazısı göndermektedir. Şirketlerin kapandığını düşünen yetkililer, elektronik tebligatlara bakmadığı için de defter belgeler ibraz edilmemekte ve gizleme suçu oluşmaktadır. Anılan kuralın iptali neticesinde, vergi idaresinin ikincil düzenlemeleri ile esasen dayanaksız kaldığı için iptal kuralından önce işlenmiş gizleme suçları yönünden gönderilen elektronik tebligatların, usulüne uygun tebligat olmadığı öne sürülebilir. Ayrıca iptal kararıyla beraber, vergi idaresinin elektronik tebligat adresi kullanma zorunluluğu getiren ve diğer usul ve esasları belirleyen ikincil düzenlemelerin ve tebliğlerin de dayanaksız kaldığı söylenebilir.
Hazırlayan:
Av. Doğa Can Altınözlü