12.02.2026
Vergi Hukuku Mevzuatında Gelişmeler
1- Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından yayınlanan Tebliğ ile ithalde gözetim uygulaması kapsamında ödenen KDV’nin indirim hakkı konusunda açıklamalar yapılmış ve örnekler verilmiştir.
- Bilindiği üzere, ithalde gözetim uygulamasına tabi tutulan mallara ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve katma değer vergisi matrahına dâhil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim hakkı, Cumhurbaşkanı Kararı ile 24.11.2023 tarihinde kaldırılmıştı.
- GİB tarafından yayınlanan Tebliğ kapsamında ise yukarıda yer verilen kural yinelenmiş buna karşılık, ithalde gözetim uygulaması kapsamında ithal edilen mallara ilişkin KDV matrahında bu uygulamalar dışında kalan bedeller ile bu bedellere ilişkin her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu konuya dair örneğe de yer verilmiştir.
2-GİB tarafından yayınlanan Değerli Konut Vergisi Rehberi kapsamında; değerli konut vergisinin konusu, mükellefi, mükellefiyetin başlama ve sona erme zamanı, muafiyetler, matrah ve oranlara göre verginin hesaplanması, beyan ve ödeme süreleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir.
Vergi Hukukunda Yargı Kararları
Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz yargı kararları aşağıda özetlenmiştir:
1- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (“VDDK”), maliyet bedellerin altında satış yapılmasının tek başına gerçek satış bedelinin daha yüksek olduğunu ve dolayısıyla hasılatın kayıt dışı bırakıldığını ispatlamayacağını hüküm altına almıştır. VDDK aynı kararda ayrıca, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) kapsamında, emsal satış bedeli belirlenip tarhiyat yapılmasına imkan veren düzenleme bulunmadığını da vurgulamıştır.
- Karara konu somut olayda idare; otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının ticaretini yapan davacının ithalat yoluyla satın aldığı araçları ithalat matrahı ile yevmiye defterine kaydedilen maliyet bedelinden daha düşük bir bedelle sattığını iddia etmiştir. Buradan hareketle, gerçek satış bedelinin daha yüksek olduğu ve elde edilen kazancın bir kısmının kayıt dışı bırakıldığı öne sürülmüş ve matrah farkına isabet eden kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır.
- Tarhiyatlara karşı açılan davada ilk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme, mükelleflerin ekonomik ve ticari hayatın gerekliliğine uygunluk sağlamak, finansman ihtiyacını karşılamak gibi nedenlerle maliyet bedeli altında satış yapabileceğini belirtmiştir. Bu durum tek başına hasılatın kayıt dışı bırakıldığı anlamına gelmez. Aksinin ispatı ise idarenin yükümlülüğüdür. Buna ilaveten, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) m. 267’de düzenlenen ve satış bedeli belli olmayan malların emsal satış bedelinin belirlenmesini sağlayan yöntemin somut olayda uygulanmayacağını keza davacının sattığı araçların bedelinin belli olduğu da vurgulanmıştır.
- İstinaf merci de aynı gerekçeler ile idarenin istinaf istemini reddetmiştir.
- Buna karşılık Danıştay, istinaf mercinin kararının bozulmasına karar vermiştir. Danıştay özetle, davacının araçları neden düşük fiyatla sattığı konusunda makul açıklama yapılmadığını dolayısıyla ispat yükünü yerine getirmediğini vurgulamıştır.
- Danıştay’ın bozma kararına karşı istinaf mercinin ısrar etmesi üzerine uyuşmazlık VDDK önüne gelmiştir.
- VDDK ise özetle VUK m. 267 ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m. 27’de emsal bedel belirlenmesine yönelik hükümler yer alsa da KVK kapsamında bu yönde bir düzenleme olmadığını belirtmiştir.
- Buna ilaveten, ilk derece mahkemesine benzer şekilde ticari hayatta kar etmek kadar zarar etmenin de doğal olduğu vurgulanmış ve bazen, ticari hayatın gerekleri çerçevesinde maliyet bedelinden daha düşük bedellere satış yapılabileceği belirtilmiştir. VDDK bu durumun başlı başına kayıt dışı hasılata işaret etmeyeceğini belirtmiştir. Dolayısıyla VUK m. 267’de düzenlenen emsal bedel yöntemi ile bedel tespitine gidilerek matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. Son olarak VDDK, davalı idarece davacı tarafından fatura düzenlenen kişiler nezdinde karşıt inceleme yapılmadığını ve satış sözleşmeleri incelenerek satış faturalarındaki bedellerin gerçeği yansıtmadığının ispat edilemediğini belirtmiştir.
- Sonuç olarak uyuşmazlığın, istinaf merci ve ilk derece mahkemesinin kabul kararına uygun olarak çözülmesine karar verilmiştir. (Danıştay VDDK’nın 30.04.2025 tarihli ve E. 2023/507, K. 2025/327 sayılı kararı)
Güncel Özelgeler
Vergi hukuku alanında önemli gördüğümüz güncel özelge hakkında aşağıda açıklamalara yer verilmiştir:
1- Kırıkkale Defterdarlığı tarafından verilen özelgede; icra edilebilirlik şerhi alınan ve taşınmazların paylaştırılmasına yönelik ortaklığın giderilmesi konulu arabuluculuk anlaşmasına göre tapuda yapılacak devir işleminde uygulanacak tapu harcı hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.
- Vergi idaresi özetle, ortaklığın giderilmesine yönelik arabuluculuk tutanağına göre tapuda yapılacak işlemlerin nispi harca tabi olduğunu vurgulamıştır. Vergi idaresi bu işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (4) sayılı tarifenin I/20-a bendine göre binde 20 oranında nispi harca tabi olduğu belirtilmiştir. Nispi harcın maktu harçtan düşük olması nedeniyle asgari maktu harç alınması gereken durumlarda ise, devir ve iktisap sayısına bakılmaksızın her bir taşınmazda devreden ve devir alanlardan birer adet asgari maktu harç alınması gerektiği görüşü verilmiştir. (Kırıkkale Defterdarlığı’nın 25.08.2025 tarihli ve E-28521120-140.04.01-23065 sayılı özelgesi)
Hazırlayan:
Av. Doğa Can Altınözlü